Modernitenin başarısının hem acı hem de tatlı getirilerinin olduğunu söyleyen Barry Schwartz “Bolluk Paradoksu” isimli kitabında; seçenek bolluğu karşısında yaptığımız seçimler nedeni ile pişmanlık, statü endişesi, adaptasyon sorunu, sosyal kıyaslama, sürekli en iyiyi arama ve bunların sonucunda psikolojik sıkıntılarla karşılaşmamak adına ne yapabileceğimizi özetlemiş.
Bazı adımlar atılmalı ve bunlar kolay değil. Uygulama, disiplin ve belki de yeni bir düşünme sistemine ihtiyaç duyulabileceğinin altı çizilmiş. Yazarın seçimler konusunda önerilerine gelince;
- Toplayıcı değil, seçici olun. Seçiciler, bir kararı önemli yapan noktaların farkındadır, bunaltıcı derecede seçenekle karşı karşıya kalırsak birer “toplayıcı” olmaya mecbur bırakılırız, pasif seçicilere dönüşürüz. Seçici olduğunuzda, önemsiz konulara kafa yormayacak, zaman kazanacak, kendinize zaman ayırabilecek, daha iyi seçenekler yaratabileceksiniz.
- Daha tatminli olun, en iyiyi aramak için daha az süre kullanın. En iyiyi arayanlar pişmanlık, fırsatları kaçırma ve sosyal kıyaslama kaygısını yaşayabilirler. Yeterince iyiyi kabullenmek ise karar verme sürecini basitleştmeye yardımcı olur, duyulan tatmin artar.
- Fırsat Maliyetlerinin fırsat maliyetini düşünün. Tercih edilemeyen alternatiflerin çekici taraflarını düşünmek seçimimizin tatminini azaltır. Tüm yeni şeylere ulaşma ve satın alma isteğini yönetin, tüm yeni şeyleri kaçıracağınızı düşünüp kaygılanmayın.
- Dönüşü olmayan kararlar alın.
- “Minnettarlık Tutumu” geliştirin. Hayatımızdaki iyi şeylere odaklanmak adına mini rutinler belirleyin, her sabah ya da her akşam bir not defterine not edin.
- Daha az pişman olun.
- Adaptasyonu öngörün. Keyifler basit konforlara dönüşebilir, basit konfordan keyif almayı öğrendiğinizde, adaptasyon duyulacak hayal kırıklığını hafifletebilir.
- Beklentilerinizi kontrol altına alın, değerlendirilecek alternatiflerin sayısını azaltın, en iyiyi arayan yerine tatminli olun, tesadüflere izin verin ve beklenmedik mutluluklar yaşayın.
- Sosyal kıyası azaltın. Birçoğumuz statüye çok fazla önem vermektedir, sosyal kıyaslama yapmak kendimizle ilgili duyduğumuz tatmin düzeyi üzerinde yıkıcı etkileri olan bir fenomendir. Sizi mutlu eden ve sizin hayatınıza anlam katan şeylere odaklanın.
- Sınırlamaları sevmeyi öğrenin, önümüzdeki seçenekler arttıkça, seçme özgürlüğü bie tür seçenek tiranlığına dönüşür. Bu durumda önümüzdeki seçeneklere sınır koymayı özgürleştirici bir işlem olarak görebiliriz.
- Ne zaman seçeceğinizi seçin, sorunu yaratan seçeneklerin bolluğudur. Alternatifleri es geçemeyiz, seçim süreci verdiğiniz kararla ilgili kötü hissettiriyorsa gerçek bir kazanımdan söz edemeyiz. Ne kadar zaman ve enerji harcadığınıza bakın ve süreci sınırlayın.
Bu öneriler belki işimize yarabilir. “Az, aslında çoktur.” diyerek bitiriyorum.
Öneri Kitap: Bolluk Paradoksu. Kitap Mediacat tarafından 2007 yılında basılmış.
