“Senin Gibi” Bir Aday

Sanırım işe alımın değişmeye en ihtiyaç duyulan yanlarından biri. Fonksiyon yöneticilerinin “tam bana benzesin, benim gibi iş yapsın” beklentisi.

Like Me Bias- sosyal ortamlarda aynı dili konuştuğumuz, aynı şakaları yaptığımız ve reaksiyon aldığımız, kültürel anlamda paylaşımda bulunup, eğlendiğimiz veya acımızı paylaştığımız kişilerle vakit geçirmeye meyilliyiz. Bunun iş yerinde de olduğunu düşünelim. Yeni biri alınacak ekibe, bizim gibi düşünsün, sınırların içerisinde hareket etsin, tek sesliliğe giderken ahengi bozmasın, gruptan ayrı davranmasın, negatif senaryoyu konuşmasın… Bunun gibi talepler sıklıkla karşılaştığımız talepler aslına bakarsanız.

Belirli bir okuldan mezun olsun, bir klübe üye olsun, belirli şirketlerde çalışmış olsun, saygın, köklü gelenekleri anlasın, yaşasın ve yaşatsın. VE en sonunda ücret bandının dışında bir talebi olmasın, 3 dil bilsin, esnek çalışsın.

Bizim için tehlike, değerlendiricilerin bu gibi isteklerini sıralarken asıl meseleyi kaçırmaları. Yetkinlikler. Bu pozisyon için bir yetkinlik seti belirlenmiş mi? Şirketin kapısından içeri adımını atacak olan her potansiyel çalışanda olmasını arzu ettiğimiz, kurum kültürü ve değerlerle bağlı becerilere sahip mi? Aynı pencereden bakıp, aynı yorumları yapacak, papağan gibi aynı cümleleri tekrar eden ya da tezahürat yapacak olan ekip arkadaşları gerçekten arzu ettiğiniz çalışanlar mı?

ATS uyumlu cv’lerin dünyasına adım attığımız şu günlerde makinenin bile yaratıcısının önyargılarından beslenip adayları elediğini, kadın-erkek ayrımına gittiğini veya meslek ayrımları yaparken cinsiyet ayrımcılığını büyüttüğünü görüyoruz.

Çeşitliliği desteklemek için ABD’de Boston’da bir orkestra seçmeleri paravan arkasından dinleyerek yapılmış. Müzisyenlerin fiziksel görünümü, cinsiyeti vb. bilinmiyor. Sonuca bakalım, alınan kadın müzisyen sayısı bir gecede neredeyse %50 artmış, denemeye katılan kadın müzisyenlerden ayakkabılarını çıkartmaları istenmiş, topuklu ayakkabı sesinin oluşturacağı önyargıyı da bu rica ile bertaraf etmişler. Bu noktada CV’lerden yaş, fotoğraf, cinsiyet bilgilerinin kaldırılması gerekliliğini de eklemek isterim. Lokasyon bile olmamalı. Böylelikle cinsiyet ve yaş ile ilgili önyargıyı önlemek için adım atmış oluruz. “Eda Hanım, 35 yaşını geçmesin, Boğaziçi mezunu olsun, 4 büyüklerden birinde mutlaka çalışmış olsun bir de 5000 tl brüt maaşa evet desin. Minimum 6 aday bekliyorum.” gibi talepleri yönetmek bir işe alımcının sıradan bir gününün giriş cümlesi olabilir. Bir pozisyon için 23 adayı eleyen bir pazarlama yöneticisi hatırlıyorum, aday havuzunu kendi oluşturmuş, ekibi ile mülakatlara sürpriz ziyaretler yapmıştı. Etkin bir işe alım süreci yönetimi nasıl olur konuşmalıyız.

Kafasında yerleşik düşünceleri onaylama, doğrulama yanlılığı da bir başka engel, kendi zihni ve doğruları içerisinde hapsolmuş, bir tür yankı odası tandansı yaşayan yönetici potansiyel adayların ve hayallerin katili olabilir. Kendi düşüncelerime uyan cümleleri ayıklayıp, beni onaylayan adayları bu yöntemle seçebilirim demek oluyor.

Genellemeler, iyi bir görüşmenin katili olmaya mahkumdur.

Hepimiz birbirimize benzeyeceksek neden forma giymiyoruz?

Sizde durumlar nasıl? Bilinçsiz önyargılarınızın olduğunu düşünüyor musunuz? İşe Alım Tanrıları bu duruma ne diyor peki?

Kitap Önerisi: Eyvah CEO Doğuruyor-Murat Yeşildere

🤞KARİYER MİTİ- Bu ipuçlarını kaçırmayın!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bir Cevap Yazın