
Silikon Vadisi’nin genel kurallarına uymamaya adanmış bir şirket: Basecamp
John Fried ve David Heinemier Hansson tarafından Chicago’da yerleşik bir yazılım şirketi. Risk sermayesi kabul etmemiş, halka açılmayı düşünmeyen, büyüme ile kafayı bozmamış diye anlatılıyor. Şirketin 54 çalışanı bulunuyor, haftada en fazla 40 saat çalışıyorlar.
Yaz mevsiminde haftalık çalışma saatlerini 32 saate düşürüp 3 gün hafta sonu tatili yapmayı tercih ediyorlar.
Amaçları Apple olmak değil, kendilerini 300 kişilik bir şirkette de bulmak istemiyorlar. Bünyelerinde 5 yazılım ürünü barındırırken, 2014’te 4’ünü satıp sadece Basecamp’e yönelmeyi tercih ediyorlar. Odaklandıkları tek konu oluyor böylelikle.
Tek istediğimiz kendi çalışmak isteyeceğimiz şirketi kurmaktı.
- Elemanlarına karşı cömert
- Uzun süreli istihdam sağlayan
- Sürdürülebilir bir iş modeline sahip
Sürekli eğitim almak isteyen çalışanlara 1000 dolar öderken, çalışanlar yardım kurumlarına yaptıkları bağış var ise 1000 dolara kadar ulaşan rakamı onlar da ödüyor.
Şirket kar ortaklığı olanağı sunuyor ve emeklilik ve sağlık sigortası ile ilgili primleri de üstleniyor.
Avantajları arasında 100 dolar spor salonu ve 100 dolar masaj ödenekleri bulunuyor.
Her çalışan yılda 3 hafta ücretli izin kullanabiliyor.
Her 3 yılın sonunda bir ay ücretli izin, annelere 16 hafta, babalara 6 hafta doğum izni veriyor.
Şirkette 1 yıldan fazla çalışıyorsanız yıllık tatilinizin 5000 dolara kadar olan kısmını şirket karşılıyor. Bekar ya da evli olmanız fark etmiyor.
Çalışanların 14’ü Chicago diğerleri de farklı kıtalarda görev yapıyor. Kendi şirketlerini kurma sebepleri arasında özgür olmak, güzel bir haziran sabahında dokuz buçuktan önce işe gelmek zorunda kalmamak olarak sıralıyorlar.
Herkesin yeni Mark Zuckerberg olma hevesinin yaşamadığı bu dünya üzerinde hoş bir örnek diye düşünüyorum. Çok büyümek zorunda değilsiniz, sağlıklı bir yaklaşımla çalışma sürelerini etkin kullanıp farklı felsefelerle ilerleyebildiğiniz iş ortamları yaratabilirsiniz(Bu bir temenni mi?).
planlı toplantıların, ortak takvimlerin olmadığı, e-posta yerine yazılımın içindeki mesajlaşma ve sohbet modülünü kullandıkları bir dünya yaratmışlar. Chicago’daki merkezi kütüphane kurallarına uyarak yönetiyorlar, daha az gürültü. Uygulama hafta başında;
Bu hafta ne üzerinde çalışacaksın? Hafta sonu ne yaptın? NE okuyorsun? sorularını soruyor, herkesin birbirini takip edebildiği bir ortam oluşturuyorlar.
Küçük ekip ve kısa projeler. Üçer kişilik ekipler ile en fazla 6 hafta sürecek projeleri yönetiyorlar. Yıl içerisinde tüm çalışanlar ilkbahar ve sonbahar olmak üzere iki kez toplanıyorlar.
Yeni çalışma stilleri, farklı şirket kültürleri görünce paylaşmadan duramıyorum, farklı bir dünya mümkün. Güvencesizlik, robotlaşmış çalışanlar ve freelance olduğu için sıtkı sıyrılanları ayrı tutuyorum. Gidilecek çok yolumuz var, gidelim.
Kitap Önerisi: