İş Teklifini Nasıl Reddederim?

Çok basit, e-mail veya telefon yoluyla ilgili işe alım profesyonelini bilgilendirerek. Bazen bir işe alım uzmanı, bazen departman müdürü, bazen headhunter olabilir, hiçbiri değilse belki şirket sahibidir iş teklifini gerçekleştiren. Teklifi okuduktan sonra size değerlendirmeniz için birkaç gün verilebilir, verilmezse siz rica etmekten çekinmeyin, 3 saniye içinde cevap vermek zorunda değiliz unutmayın.

Mektup yollayarak demek isterdim ama o günler oldukça geride kaldı. Net bir şekilde, açıkça teklif edilen pozisyon ya da işin niteliği ile ilgili beklentileri ve potansiyeli değerlendirin, olmayacağına inanıyorsanız karşı tarafı bilgilendirin. Hem işe alım sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesine yardımcı olacaksınız hem de bireysel markanız parlamaya devam edecektir.

Sıklıkla paylaşılan iş teklifi reddetme nedenlerine bakalım;

  • Farklı bir iş teklifini kabul etme,
  • Ücret paketi, yan haklar ile ilgili beklentileri karşılamaması, henüz “Bu paket beklentimin çok üzerinde o neden kabul etmiyorum.” diyen bir aday ile karşılaşmadım, o nedenle beklenenin altında sunulması diyebiliriz,
  • Karşı teklifin alınması, adayınız şirketi ile durumu paylaşmış ve işten çıkarma süreci başlasın istiyordur, karşı şirket ücrette ya da pozisyonda iyileştimeler yapar ve adayınız gelmekten vazgeçer,
  • Uzun bir işe alma süreci, bürokrasinin varlığı ve adayın motivasyon kaybı ile sonuçlanan red,
  • Sınırlı terfi fırsatı, çorak kariyer yolu,
  • İşin, pozisyonun ya da şirket kültürünün adaya uymaması,
  • Eskiden olsa lokasyon, yeni dönem için uzaktan çalışma, esnek çalışma gibi modellerin olmaması,
  • Yetersiz taşınma paketi.

Eklemek istedikleriniz olursa lütfen paylaşmaktan çekinmeyin.

Konu bağlantılı bir yazı: Ne Zaman İşten Ayrılmalıyım?

Bir diğeri: İşten Çıkarılma Nedenleri

Az daha unutuyordum, teklif ile ilgili aklınızı kurcalayan soruları sormaktan çekinmeyin, teklif beraberinde pazarlığı da getiriyor, çalışmaktan mutlu olacağınız durum ve rakamları paylaşma konusunda geride durmayın.

İyi hafta sonları.

Pasif Aday/Pasifteki Aday/İş Arayışı Pasif Olan Aday

Aslında iş arayışı aktif değildir yine de doğru fırsat kapısını çaldığında, değerlendirmekten geri durmaz.

Mutlu ve adanmış şekilde çalışan profesyonelleri yeni bir iş fırsatına çekmek için ekstra efor sarfetmek gerekebilir, ücret bandı tek kriter değildir, ikna için headhunter hünerlerini konuşturur. Herhangi bir pozisyon için işe alım görüşmesine gittiğinizde/online olarak varlık gösterdiğinizde sizin de şirketi değerlendireceğinizi, bunun iki taraflı bir süreç olduğunu hatırlayın lütfen.

Özel yaşam-ücretli iş dengesi, prestij, sorumluluk, sosyal girişimcilik, kariyer fırsatları, ücret paketi, yan hakların kapsamı, kariyer fırsatları iş değiştirme nedenlerinden birkaçı.

Pasifte olan aday, linkedin profilini, cv’sini güncelliyor olabilir, aktif olarak ilanlara başvurmaz, iş aradığını sosyal çevresi ile paylaşmaz, zaten iyi bir işte çalışıyordur, danışman ya da avcı onu proaktif olarak arar, derin bir ağ kurma becerisini kullanır ve avlamaya çalışırlar.

Modern çalışma hayatı ile birlikte anlam değiştiren kafa avcılığı(ki bizler onları 17 yy. sonunda kabileler halinde gövde bütünlüğünü sonlandırıp, rakibine/rakiplerine göz dağı veren eski dünya insanları olarak biliyorduk) siz ofisinizde çalışırken masa telefonu ya da cep telefonu en olmadı mail adresinizden size ulaşan, neredeyse reddedemeyeceğiniz bir teklifle size gelen hafif gizemli, prestijli profesyonellerin yaptığı işti, haliyle sözleşme ve fatura da sürecin bir parçası.

Pasif olan adaylarının işe alınması için birkaç öneri sıralamak gerekseydi;

  • Çalışan referans programı oluşturun,
  • Networking buluşmalarında aktif rol alın, son dönemde Clubhouse’da networking odaları oldukça popüler,
  • Sosyal medya bağlantılarınızı kullanın, twitter, fb, IG, Reddit gibi siteler işinize yarayabilir portföy inceleme vb.,
  • Sektör konferansları, zirveler, seminerlere katılın, hackathonlar, kariyer fuarları and kampüs organizasyonlarında görünür olun,
  • Linkedin benzeri sosyal platformalar da pasifte yer alan adaylara ulaşmak, yetenek havuzlarını değerlendirmek için kullanılacak alanlardan.

Makine Öğrenmesi, süper yapay zekalar, önyargısız işe alım süreçleri tasarlanana kadar mevcut beceriler, mevcut işe alımcılar ile pasifteki adaylara ulaşıp, yeteneği bir şirketten diğerine geçirmeye devam edeceğiz. Aktif iş arayışı olup, iş avına çıkan ve ilanlara başvuranlar ise başka bir hikayenin konusu olacak.

Şimdi karar vermeniz gereken konu kariyerinizi değiştirmek, başka bir alana geçmek, başka bir görevi üstlenmek, yeni bir kültürü tanımayı istemek gibi bir eksene kayıyor. Soruyorum o halde;

Aktif bir aday mı olacaksınız yoksa pasif aday olarak kalmaya devam mı?

Kim bilir belki yarın sabah sizi bir beyin avcısı/kafa avcısı olmadı bir headhunter arar, belki biri sizi önermiştir, belki e-mail ile referans aday istenmiştir, belki de kişisel markanız dağları ve denizleri aşıyordur.

Şimdilik bitti.

Uzaktan Çalışma

Evden Çalışmanın Altın Çağı’na Hoş Geldiniz!!

Uzaktan çalışma ilk kez 1970’li yıllarda ortaya çıkıyor, bu çalışma türünde alışanlar, ofis, antrepo, mağaza gibi merkezi olarak konumlanmış bir iş yerine git/gel yapmaz. 

Bir başka şekilde tanımlarsak, işçinin mal ve hizmet üretmek amacıyla iş yeri dışında, işveren gözetiminden uzakta bir iş edimi sunması ve bunun karşılığını alması durumudur. İş ilişkisinde iş görme, ücret ve bağımlılık unsurları varlığını sürdürmeye devam eder. 

Uzaktan çalışan işçiler de diğer emsal işçilerle aynı şekilde değerlendirilir, işverenlerin onların iş sağlığı ve güvenliği konularında bilgilendirilmesi, gerekli eğitimlerin paylaşılması, sağlık gözetiminin sağlanması gibi sorumlulukları devam eder. 

Ekonomik ve teknolojik gelişmeler ve elbette globalleşme yeni istihdam şekillerini yanında getirdi. Tele çalışma(tele, Yunanca, uzak), kısmi çalışma, ödünç iş ilişkisi, esnek çalışma, evde çalışma, belirli süreli çalışma bunlardan birkaçı. 

Klasik istihdam olarak nitelendireceğimiz modelin temelinde tam gün süre ile iş yerinde çalışma bulunuyordu. Yeni modellerle birlikte bu modelin dışına çıkılmaya başlandı. Çalışana zamandan ve mekandan bağımsız çalışma imkanı sunuldu. Şirketler bunu bir rekabet avantajı sağlama aracı olarak konumlandırdı, motivasyona, esenliğe ve mutluluğa olan etkisi de yavaş yavaş keşfedildi.   

10 Mart 2021 tarihinde Resmi Gazete’de uzaktan çalışma ile ilgili yönetmelik yayınlandı ve bunun üzerine Clubhouse’da bir yayında buluştuk, sınırlar çizildi diye düşünsek de birçok noktada muğlaklık ve işçi ve işverenin ortak kararına bırakılması, belirsizliği giderme tarafında aslında çok etkili değil gibi. Ücretlerin düşürülmemesi, yan hakların kaybedilmemesi konusu açıkken uzaktan çalışanın hibrit modelde çalışmak istemeyip, iş yerine geri dönmek istemesi de net değil, dönebilir dense de yine işveren ile antant kalma vurgusu var. Bu dönem içerisinde ev içi şiddet oranlarının da arttığını belirtmek isterim.

Konu ile ilgili yayınlana raporu incelemek isterseniz: Salgın Sürecinde Çalışma Hayatı ve Ev İçi Şiddet

Çalışanları  evden çalışmaya yönlendirmek imalat, tarım, turizm sektörleri için daha zorken, profesyonel hizmetler, finans, sigortacılık, kamu yönetimi tarafında biraz daha kolay olduğunu söyleyebiliriz. Mevcut durumda Türkiye’de kısıtlamalar halen devam ederken İşten Çıkarma Yasağı 17 Mart itibariyle 2 ay daha uzatıldı. 

Küresel salgın öncesinde ev merkezli ve gezici uzaktan çalışma rakamlarına bakabileceğiniz ILO’nun bir kılavuzu bulunuyor. Kılavuzu incelerken ilgimi çeken bir kavram oldu, Zaman Egemenliği. 2002 yılında hazırlanan Avrupa Tele Çalışma Çerçeve Anlaşması’na göre; uzaktan çalışanlar çalışma sürelerini yönetir. Mesai saatlerinin giderek belirsizleştiği, anlamsız zamanlara toplantı konulduğu, uyumayı ya da serbest olarak zaman geçirmeyi planladığımız saatlere rapor kilitlendiği birçok beyaz yakalı hikayesi duymuşsunuzdur. 

Zaman egemenliği ve ulaşılamama hakkı bu dönemde üzerinde titizlikle durulup, çalışma hayatımızın kalitesini arttıracak bir şekilde yöneticiler tarafından ele alınmalı. 

2017 Eurofound ve ILO araştırmalarına göre, çalışanların uzaktan çalışma dağılımı Danimarka, Hollanda, İsviçre’de %30, ABD %20, Japonya %16, Arjantin %1.6 gerçekleşmiş. 

Virüs sonrası uzaktan çalışanların sayısı Finlandiya %60, Lüksemburg, Hollanda, Danimarka, Belçika %50’den fazla, İrlanda, Avusturya, İtalya %40 olarak gerçekleşmiş. 

Sona doğru gelirken avantajlarına bakalım, 

  • Şirket ve çalışan maliyetleri ucuzluyor,
  • Ulaşım ile ilgili zaman tasarrufu sağlıyor,
  • Personel maliyetleri, ofis kirası, yol masrafı, iş yerinde kullanılan enerji giderleri ortadan kalkıyor, aydınlatma gideri yazıcı maliyetleri düşüyor, 
  • Daha büyük ofis kullanımından daha küçük ortak alan kullanımına giden bir yol var, 
  • Yeni çalışma modeli ile yapılan sözleşmeler nedeni ile iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili riskler ve tazminatlar yer değiştiriyor, 

Monitör, internet faturası, ofis eşyalarını, spor üyelikleri masraflarını sağlayan şirketler var, örnek verelim Siemens 2022’ye kadar evden çalışmada yoğunlaşacağından çalışanlarına konforlu sandalye ve masa temin etmesi için ek ödeme yaptı. Bazı şirketler ofis eşyalarını çalışanlarının evine gönderdi, ergonomik sorunlardan kaynaklanan sağlık problemlerini önlemek adına bu tip uygulamalar zaten olmalı, riskler ile ilgili de farklı bir yazı yazabilirim. 

Uzaktan çalışma, dönemsel çalışma gibi yeni çalışma şekilleyle muhasebe, bordro süreci, kariyer, bilgi teknolojileri, hukuk ile maaş/ücret ve yan haklar tarafındaki maliyet yükünü düşürecek, iş yerlerinde çalışanlar sadece iş alınına, temel yetkinliklerine odaklanabilecektir. Bu noktada outsource ve freelance çalışanlar hakları konusunda ödevlerini iyi yaptıklarında pürüzleri kolayca giderebilir. 

Bitti.

Uzaktan Çalışma Yönetmeliği

Uzaktan Çalışma

Uzaktan çalışma, ofis olmayan bir yerden, bir ev, bir bahçe, bir cafe vb. çalışma durumu, işçinin iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi ile kurulan iş ilişkisi. 2000’lerin ilk yarısını düşünüyorum da uzaktan çalışma teknolojik kısıtlar ya da organizasyonel esneklik nedeni ile çok mümkün olamıyordu. Esnek çalışma için bile haftanın 4 gününü ofiste geçirmeniz koşulu vardı. İlerleyen dönemde şirketler bununla ilgili adım atmaya, motivasyon üzerindeki etkilerini fark etmeye başlamıştı…

Pandemi ile birlikte hayatımıza(bazılarımızda vardı kendimi ve onları ayrı tutuyorum)giren ve bu sabah itibariyle de Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmeliği paylaşmak isterim. Ofiste değil de oturma odasında koltukta ayakları uzatarak çalışma belirli bir rahatlık getirdi elbette. Bunun yanında diz ve boyun ağrıları, ev içerisinde diğer bireyler de varsa mekan bulamama, toplantıların çakışması, güvenlik açıkları, ofis araçlarının temini, sessizlik ihtiyacı gibi konular da önemli.

Uzaktan çalışma yönetmeliği yayınlandı🔈🔊
✅ sözleşme yapılması,
❇️ çalışma mekanının belirlenmesi, 
✳️ malzeme ve iş araçlarının temini,
❇️ üretim maliyetlerinin karşılanması,
✳️ verilerin korunması,
❇️ isig bilgilendirmeleri,
konuları netleştirilecek.

“İş ilişkisi doğrudan uzaktan çalışma sözleşmesi ile kurulabilir veya hâlihazırda işyerinde çalışan işçinin iş sözleşmesi, işçinin ve işverenin anlaşması halinde, uzaktan çalışma sözleşmesine dönüştürülebilir.

İşçinin talebi yazılı olarak yapılır ve işverence değerlendirilir.
İşin ve işçinin niteliği gereği uzaktan çalışmaya uygunluk işveren tarafından belirlenecek kıstaslar ile değerlendirilir.

30 gün içerisinde talebin yapıldığı usulle bildirimi esastır.

Talep kabulü halinde Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde sözleşme yapılır.

Uzaktan çalışmaya başvuran işçi daha sonra işyerinde çalışmak için de aynı şekilde başvuru yapabilir. ”

Yönetmelik ile birlikte hangi işler için uzaktan çalışma ile yapılamayacağı da net bir şekilde belirlenmiş. Tehlikeli kimyasal ve radyoaktif maddelerle çalışma, bunların işlenmesi, atıkları ile çalışma, biyolojik etkiye maruz kalma vb. durumların olacağı işler ile kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili hizmet alımı ile yürütülen işler ve milli güvenlik açısında stratejik öneme haiz birim, proje, tesis ve hizmetler ile ilgili hizmeti alan kurum veya kuruluş tarafından belirlenen işler.

#kariyer #uzaktançalışma #koçluk#kariyerkoçu #kariyermiti #sözleşme

Serbest Çalışanlar için Ücret Belirleme

Freelancer olmak isteyenlere giriş düzeyinde mini bilgilendirme yazısı.

Dönemsel/Interim, proje bazlı, geçici iş sözleşmeli, belirsiz süreli iş sözleşmesi ya da belirli süreli iş sözleşmesi… Bunlardan herhangi biri ile çalışmış ve kariyer platosunun bu bölümünde farklı bir alana geçmek isteyenler için bu yazı. Kariyeri ile ilgili yedek bir plan yapan, dramatik bir değişikliğe gitmeyi isteyen, tutku, amaç ve ilkelerine bağlı olarak bambaşka bir şeylere ulaşmayı hedefleyenler, iyi haftalar.

Öncelikle mevcut zihin durumunuzdan farklı bir zihin yapısına geçmek faydalı olabilir, bir kurumun içerisinde görev almakla, bir kuruma, kişiye, dış müşteriye iş yapmak arasında kalın bir çizgi bulunuyor.

Kendinize şu soruları sordunuz ve yol sizi buraya getirdi diyelim.

  • Uzman mı olmak istiyorum, kıdemli uzman veya proje yönetimine devam mı etmek istiyorum? NE istiyorum?
  • Liderliğe doğru adım atmak mı istiyorum? 10 yıl daha liderlik yapmak mı istiyorum?
  • Danışmanlık tarafına mı geçmek istiyorum?
  • Eğitimci mi olayım?
  • Girişimci mi olayım?
  • Sade, inzivaya çekilmiş bir hayat mı yaşasam?
  • Bir Ege sahil kasabası benim için ideal mi?

ya da bu soruların hiçbirini sormadınız, sizin hikayeniz bambaşka. Clubhouse klüplerinden birinde konuşuyorduk, bu arada #clubhouse danışmanlık süreçlerinin by-pass edilip networking odaları ile hızlıca iş bulunan, cv paylaşılan bir yer haline geldi. Bu önemli bir gelişme diye düşünüyorum. Bunu başka bir yazıda ele alabilirim.

  1. Şu anda ne kadar kazandığınızı düşünerek işe başlayabilirsiniz(YYYY TL/ZZZZZ TL). Çıplak maaşınız/ücretiniz dışında emeklilik planları, sağlık sigortası primleri, yol, yemek, bonuslar, hisse senetleri, çocuk yardımı, sağlık/wellnes programları gibi yan hakları da göz önünde bulunduralım. Şimdi bunlardan kendi karşıladıklarınızı işaretleyin ve kalanlar üzerinden stratejinizi oluşturmaya başlayın.
  2. NE BEKLİYORUM? NE KADAR KAZANMAK İSTERİM? Gelirimin kesilmesi benim için ne kadar kritik, düzenli elde ettiğim bir ücret vardı. Bu duruma hazır mıyım? Uzun vadeli ödeme planları için fedakarlık yapabilir miyim? Muhasebe -Finans konuları için efor sarf edecek motivasyonum var mı, bu konuyu bir profesyonele mi devretmeliyim? Maaşlı bir çalışana göre daha fazla kazanabileceğim, bu nedenle bekleyebilirim düşüncesi de kenarda dursun. Zaman maliyet önemli.
  3. Sektörü inceleyin, ödevinizi yapın. Aslında bu yazı ödevime iyi çalışırım düşüncesi ile yazıldı. Ücret karşılaştırmaları için siteleri incelemekte fayda var, maaş karşılaştırmaları için kurulan siteleri, ücret raporlarını da ekleyelim. Potansiyel müşterinizin bütçesi nedir? Ne kadar esneyebilirler, daha da önemlisi siz ne kadar esneyebilirsiniz? Ucuz hizmet sağlayan bir markanız mı var, kazanmaya mı oynayacaksınız?
  4. Hizmet dışında ürün satışı yapıyorsanız kendi payınızı, tüm gider kalemlerini, masrafları, sabit maliyetleri fiyatlama yaparken göz önünde bulundurun.
  5. Neye göre ücretleme? Parça başı, saatlik, günlük, haftalık, aylık, hizmet ya da birim başı ücretler konusunda alternatifler belirleyebilirsiniz. Zoom toplantısında(bu aralar öyle olduğunu varsayalım) alternatif bir plan sunabilirsiniz.
  6. Vergilendirme konusunu da araştırın, ek olarak yasal haklarınızı da bilmeniz önemli. Fatura, stopaj, gider pusulası gibi teknik detaylar tüm kesintiler sonrasında elinize geçecek kuş kadar bir rakam sizi hayal kırıklığına uğratabilir.
  7. Sabit maliyetlerinizi aklınızdan çıkartmayın Sevgili Dostlar. Pazarlık kaçınılmaz ise beklentile ve bunların nasıl karşılanacağı da hesaba katılmalı.
  8. Bolluk ve kıtlık dönemleri için hazırlıklı olun. Çalışmadığınız dönem bir maliyet, bu dönemde geliriniz olmadan ne kadar ayakta kalmanız gerekecek, destek olarak kimi ya da neyi kullanacaksınız.
  9. Hedef piyasalarınızı tanımlayın. Fiyat, rekabet, konum, tanıtım, ürün başlıkları size yardımcı olabilir.
  10. Bir şirket hesabı oluşturun.
  11. Kendi siber kitlenizi yaratın, sanal dünya, tanışıklıkların gücü, içsel motivasyon, entelektüel ve psikolojik sermaye de yine önemli.
  12. Sonuncusu ve belki de en önemlisi; SÖZLEŞME YAPIN.

İyi bir hafta geçirmenizi dilerken, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamak isterim.

Güç Pozu/Güçlü Duruş

Kültürel psikolog Seinenu Thein, Myanmar’ın bazı bölgelerinde çocukların başlarını büyüklerden daha aşağıda tutmaları beklendiğini fark etmiş. Anne ve babası uyanmadıysa eğer bir çocuk, onlar uyanana, yataktan kalkana dek yerde otururmuş.

Eve bir rahip gelip koltukta oturursa, evde yaşayan herkesin yerde oturması beklenirmiş, çocuk veya yetişkin fark etmeksizin. Kişinin sosyal hiyerarşi içerisinde konumu onun ne kadar dik duracağını belirliyor bu durumda.

Batıda durum daha farklı ayaklarını masaya dayamak sorun olmayabiliyor, kollarınızı yana doğru rahatça açabiliyorsunuz, yayılabiliyorsunuz, düşey eksendeki yayılmanın azlığı düşük statüyü yansıtmıyor. Doğu Asya’da bu durum uygunsuz ya da kaba bulunuyor.

Postürümüz, konuşmalarımız ve hareketlerimiz ile birlikte daha yaygın bir beden dili kullanmak, kendimizden daha emin hissetmemize yardımcı oluyor, daha az kaygılı, daha emin, genel olarak daha pozitif bir hisse neden oluyor.

Madrid Özerk Üniversitesi’nde çalışan Pablo Brinol bir araştıma yapıyor, denekleri ya dik, göğüsler öne doğru çıkmış şekilde ya da dizlerine bakarak oturtuyor. Birkaç dakika bu pozisyonda kalan deneklere, gelecekte profesyonel hayatlarında kendilerine yardımcı olacak 3’er özellik sıralamalarını istiyorlar, hem olumlu hem de olumsuz özellikler.

Deneyin sonunda serbest bırakılıyorlar ve bir anket doldurmaları isteniyor. Kendilerini değerlendirdikleri bu teste baktıklarında, dik duranlar kendilerini olumlu bulmakla birlikte söyledikleri özelliklere daha çok inanmışlar ve güçlü hissetmişler. Eğilenler ise, olumlu ya da olumsuz özelliklerle ilgili kendilerinden emin olmadıklarını paylaşmış, kim oldukları konusunda da bocalamışlar. Bedenimizi yaymak bizi daha mevcut olmaya, dayanıklılığımızı ve farkındalığımızı arttırmaya yardımcı olacaksa bunu neden kullanmayalım?

Yine yapılan br araştırmada, güçlü pozda durduruğunu hayal edenlerin %70’i yaşadıkları duyguları tanımlamak için şu kelimeleri kullanmayı tercih etmiş;

  • açık ve kuvvetli,
  • dengeli ve güvenli,
  • rahat ve huzurlu,
  • dengeli, güvenli ve sağlam.

Güçsüz poz içinse durum biraz daha dramatik bir hal almış;

  • tuhaf ve gergin,
  • korkmuş ve yalnız,
  • aptal ve utanmış,
  • tehdit altında, kapalı ve kırılgan,
  • çok rahatsız.

Güç pozu için kamburlaşmamak, dik oturmak, omuzların geriye alınması, göğüs kafesinin öne doğru çıkması, çenenin yukarı doğru kaldırılması, büzülmemek önerilir.

Amy Cuddy’nin Aynaya Bak ve Kendin Ol isimli kitabında, Olivia Fox Cabane’in Karizma Miti kitabında konu ile ilgili daha detaylı bilgilere ulaşmanız mümkün.

Omurganıza iyi davrandığınız bir gün dilerim.