İş İlanlarının Ne Kadarı Gerçek? LinkedIn Soruşturması ve “Ghost Job” Ekonomisi

İş arama süreçlerinde en sık dile getirilen konulardan biri, uzun süre açık kalan ancak herhangi bir işe alımla sonuçlanmayan iş ilanları.

#ghostjob, yani hayalet ilan olarak adlandırılan bu olgu; gerçek bir açık pozisyona karşılık gelmeyen, güncelliğini yitirmiş veya işveren tarafından yakın dönemde doldurulması planlanmayan ilanları ifade ediyor.

Bu durum aday deneyimine ilişkin bireysel bir gözlem olmaktan çıkmış durumda. Artık akademik araştırmaların, sektör analizlerinin ve kamu otoritelerinin incelemelerine konu oluyor.

Temmuz 2026’da önemli bir gelişme yaşandı. Texas Başsavcılığı tarafından LinkedIn hakkında başlatılan soruşturmayla konu, tüketici hukuku ve dijital platform sorumluluğu çerçevesine taşındı.

Texas’ın LinkedIn Soruşturması

Texas Başsavcısı Ken Paxton, 14 Temmuz 2026 tarihinde LinkedIn hakkında, platformda yer alan yanıltıcı veya aktif bir işe alım sürecini temsil etmeyen ilanlara ilişkin resmi bir soruşturma başlattı.

LinkedIn’deki ilanların niteliği ile Premium hizmetlerinin pazarlanması arasında tüketiciyi yanıltabilecek bir ilişki bulunup bulunmadığını inceleniyor.

Bu incelemenin arkasında, adayların uzun süredir karşılaştığı somut bir tablo var: Sürekli açık kalan, isim değiştirerek yeniden yayımlanan ilanlar ve bu ilanlara başvurduğu halde görüşmeye çağrılmayan binlerce profesyonel.

Soruşturmada üç konu öne çıkıyor:

  • Platformdaki bazı ilanların aktif bir işe alım ihtiyacını temsil etmemesi,

  • Bu ilanlara ilişkin doğrulama ve denetim mekanizmalarının yeterliliği,

  • Premium hizmetlerinin sunduğu değerin gerçek ve güncel işe alım fırsatlarıyla ne ölçüde örtüştüğü.

Soruşturma kapsamında LinkedIn’den iş ilanlarının doğrulanma süreçleri, Premium pazarlama faaliyetleri, şirket içi iletişimler ve ilan yönetim politikalarına ilişkin bilgi ve belgeler talep edilmiş durumda.

Burada önemli bir ayrım var.

“LinkedIn, Premium kullanıcılarına kasıtlı olarak daha fazla sahte ilan gösteriyor” iddiasını doğrulayan kamuya açık bir kanıt bulunmuyor.

Soruşturmanın odağı farklı.

İncelenen konu, LinkedIn’in gerçekliği veya güncelliği tartışmalı ilanların bulunduğu bir ekosistem üzerinden Premium hizmetlerini pazarlamasının tüketiciyi yanıltıcı bir ticari uygulama oluşturup oluşturmadığı.

LinkedIn hem şirketler hem de bireysel kullanıcılar için bir buluşma noktası. Her iki taraf da platformun ücretli veya ücretsiz ürünlerinden yararlanıyor. Bu nedenle ilanların gerçekliği yalnızca aday deneyimiyle ilgili bir konu değil; platformun sunduğu hizmetin niteliğiyle de doğrudan bağlantılı.

LinkedIn ise iş ilanlarının doğru biçimde temsil edilmesini zorunlu kılan politikalarının bulunduğunu, şirket ve işe alım uzmanı doğrulamaları ile ilan kalitesini artırmaya yönelik uygulamalar geliştirdiğini belirtiyor.

Benim gözlemim ise biraz farklı. 20 yılı aşkın süredir işe alım yapan ve son yıllarda danışmanlık görüşmelerimde her gün yüzlerce ilanı takip eden biri olarak, bazı pozisyonların aylarca açık kaldığını, dönem dönem yeniden yayımlandığını ve çoğu zaman aktif bir işe alım süreci izlenimi vermediğini görüyorum. Bunun ne kadarının aday havuzu oluşturma, ne kadarının operasyonel süreçlerden kaynaklandığını dışarıdan bilmek mümkün değil. Şirketlerin kullandığı işe alım platformları ve kurumsal paketler de bu sürecin bir parçası olabilir. Örneğin belirli sayıda ilan hakkı bulunan paketler, ilanların kullanım şekli üzerinde etkili olabiliyor. Ancak aday tarafında oluşan soru işaretleri oldukça gerçek.

Ghost Job Araştırmaları Ne Söylüyor?

Araştırmaları okurken iki farklı veriyi birbirinden ayırmak gerekiyor.

Bazı çalışmalar, yayımlanan ilanların ne kadarının ghost job olabileceğini ölçüyor. Bazıları ise şirketlere, bu tür ilanları kullanıp kullanmadıklarını soruyor.

Dolayısıyla “ilanların yüzde kaçı ghost job?” ile “şirketlerin yüzde kaçı en az bir ghost job yayımladı?” aynı soru değil.

Hunter Ng – Baruch College

2024 yılında yayımlanan çalışma, Glassdoor verileri üzerinde LLM-BERT tabanlı bir sınıflandırma modeli kullanıyor.

Araştırmaya göre incelenen ilanların % 21’e kadarı ghost job niteliği taşıyor olabilir.

Çalışma, ghost job olasılığının özellikle büyük şirketlerde, uzmanlaşmış teknik pozisyonlarda ve uzun süre yayında kalan ilanlarda daha yüksek olabileceğini belirtiyor.

Araştırmaya göre bu ilanlar adaylarda iş arama yorgunluğu yaratıyor ve çevrim içi ilan sayılarını gerçek iş gücü talebinden daha yüksek gösterebiliyor.

Çalışma henüz hakem değerlendirme sürecini tamamlamamış bir ön baskı. Bu nedenle sonuçları önemli bir gösterge olarak okumak mümkün; ancak bütün iş ilanlarına doğrudan genellemek doğru olmaz.

Greenhouse Platform Verileri

İşe alım teknolojisi sağlayıcısı Greenhouse’un yayımladığı verilere göre herhangi bir çeyrekte platformdaki ilanların yaklaşık %18 ile %22’si ghost job olarak sınıflandırılıyor.

Bu veri Greenhouse platformuyla sınırlı. Bütün çevrim içi ilanların aynı oranda ghost job olduğunu göstermiyor.

Yine de iki farklı çalışmanın benzer biçimde ilanların yaklaşık beşte birine işaret etmesi dikkat çekici.

Şirket Araştırmaları Ne Gösteriyor?

ResumeBuilder

2024 yılında 1.641 işe alım yöneticisiyle yapılan araştırmada katılımcı şirketlerin yüzde 40’ı, son bir yıl içinde doldurma niyeti bulunmayan en az bir ilan yayımladığını belirtmiş.

Bu şirketlerin önemli bir bölümü söz konusu ilanları LinkedIn’de de yayımlamış.

En sık belirtilen gerekçeler ise şöyle:

  • Gelecekte kullanılmak üzere aday havuzu oluşturmak,

  • Şirketin büyüdüğü algısını desteklemek,

  • Henüz açılmamış pozisyonlar için aday verisi toplamak.

Buradaki %40, piyasadaki ilanların %40’ının ghost job olduğu anlamına gelmiyor. Araştırma ilan sayısını değil, bu yöntemi kullandığını söyleyen şirketlerin oranını ölçüyor.

Clarify Capital

Clarify Capital tarafından yapılan araştırmada da yöneticilerin önemli bir bölümü, bazı ilanların aktif işe alım amacı taşımadığını ifade etmiş.

Belirtilen nedenler arasında gelecekte kullanılmak üzere aday havuzu oluşturmak, şirket görünürlüğünü korumak ve bazı organizasyonel gerekçelerle ilanları açık tutmak yer alıyor.

Bu Veriler Bize Ne Söylüyor?

Farklı araştırmalar aynı soruya aynı yöntemle cevap vermiyor. Buna rağmen ortak bir noktaya ulaşıyorlar:

Belirli platformlar ve veri setleri üzerinde incelenen ilanların yaklaşık beşte biri, aktif ve güncel bir işe alım sürecini temsil etmiyor olabilir.

Bu oranı bütün dijital platformlara, bütün ülkelere veya bütün sektörlere aynı şekilde uygulamak mümkün değil.

Benzer biçimde, şirketlerin %40’ının en az bir ghost job yayımladığını söylemesi, bütün ilanların %40’ının ghost job olduğu anlamına gelmiyor.

Verilerin söylediği daha basit:

Ghost job istisnai birkaç ilandan ibaret değil. Ölçülebilen, tekrar eden ve farklı araştırmalarda benzer sonuçlar veren bir iş gücü piyasası sorunu.

Şirketler Neden Ghost Job Yayımlıyor?

1-Aday Havuzu Oluşturmak

2-Büyüme Algısı Yaratmak

3-Organizasyonel Nedenler-Bazı ilanlar mevcut çalışanlara ekibe yeni kişilerin katılacağı mesajını vermek veya organizasyon içindeki beklentileri yönetmek amacıyla açık tutulabiliyor.

3-Gelecekte Açılabilecek Pozisyonlar-Bütçesi henüz onaylanmamış ancak ilerleyen dönemde açılması beklenen roller için ilan yayımlanabiliyor.

4-Operasyonel Sorunlar-Bazı ilanlar ise aday takip sistemlerinin otomatik yenilemeleri, kapatılması unutulan pozisyonlar veya askıya alınan bütçeler nedeniyle yayında kalıyor.

İş Gücü Piyasası Üzerindeki Etkileri

  • İş Arama Yorgunluğu

Adaylar aktif olmayan ilanlara tekrar tekrar başvurarak zaman ve motivasyon kaybediyor. Bir süre sonra başvurular daha hızlı, daha seri ve daha özensiz hâle geliyor.

  • Yanlış Öz Değerlendirme

Yanıt alamayan aday, sorunun kendi CV’sinde, deneyiminde veya yetkinliklerinde olduğunu düşünebiliyor. Oysa bazı durumlarda ortada aktif bir işe alım süreci bulunmuyor.

  • Piyasa Sinyallerinin Bozulması

Ghost job’lar, çevrim içi açık pozisyon sayılarının gerçek işe alım talebinden daha yüksek görünmesine neden olabiliyor.

  • Güven Kaybı

İşveren markalarına ve dijital kariyer platformlarına duyulan güven azalıyor. Adaylar ilanların gerçekliğinden, şirketler ise gelen başvuruların niteliğinden şüphe etmeye başlıyor.

Sonuç

Texas Başsavcılığı tarafından başlatılan LinkedIn soruşturması, ghost job konusunu bireysel bir aday şikayeti olmaktan çıkararak dijital platformların sorumluluğu ve tüketici hukuku çerçevesinde tartışmaya açtı.

Soruşturmanın sonucu henüz belli değil ve LinkedIn hakkında verilmiş bir ihlal kararı bulunmuyor.

Bugünkü veriler, belirli platformlarda incelenen ilanların yaklaşık %20’sinin aktif ve güncel bir işe alım sürecini temsil etmeyebileceğine işaret ediyor.

İlanların bir bölümü gerçekten işe alım yapmak için yayımlanmıyor. Bunun aday deneyimi, işveren güveni ve iş gücü piyasasına ilişkin veriler üzerinde doğrudan sonuçları var.

Kariyer danışmanlığı tarafında bunun etkisini her gün görüyorum. Görüşmelerde en sık duyduğum sorulardan biri şu: “Bu kadar başvuruyorum ama neden kimse dönüş yapmıyor?”

Her zaman tek cevabı olmuyor bu sorunun. Bazen gerçekten rekabet çok yüksek, bazen adayın konumlandırması zayıf. Bazı durumlarda ise bu sorunun cevabı adayda değil, başvurulan ilanın kendisinde olabiliyor. Kimi durumda ortada aktif bir işe alım süreci de bulunmuyor. Ghost job tartışmasını önemli kılan nokta tam da burası.

#ghostjob #linkedinoptimization #jobhunt #Kariyer #İşeAlım #Recruitment #TalentAcquisition #HumanResources #ExecutiveSearch #İşArama #CareerDevelopment #FutureOfWork #Hiring #kariyermiti

BİR İŞ GÖRÜŞMESİNDE ŞİRKET HAKKINDA NE ÖĞRENİRSİNİZ?

Bir iş görüşmesinde deneyiminiz, yetkinlikleriniz ve role uygunluğunuz değerlendirilir.

Aynı görüşme size de önemli bilgiler verir:

Bu rol gerçekten tanımlanmış mı?

Organizasyon neye ihtiyaç duyduğunu biliyor mu?

Yönetici nasıl bir çalışma ilişkisi kuruyor?

Sizden beklenen sonuçlar ile kullanabileceğiniz kaynaklar örtüşüyor mu?

Bir iş teklifini değerlendirirken dört alana dikkat edebilirsiniz.

İş görüşmesinden çıktınız.

Soruların tamamını yanıtladınız. Deneyiminizi anlattınız. Pozisyona neden uygun olduğunuzu gösterdiniz. Her şey yolunda, 1 hafta içerisinde size döneceklerini ilettiler.

Peki siz ne öğrendiniz?

Rol neden açılmış?

Sizden hangi sorunu çözmeniz bekleniyor?

Ne ile ilgili karar almanız bekleniyor?

Performans kriteri/kriterleri var mı?

İlk yılın sonunda neye bakılarak başarılı sayılacaksınız?


Bu soruların cevapları belirsizse görüşme tamamlanmış olmayabilir.

Aslında mülakatta dikkat edilmesi gereken bazı işaretler var:

📌Rol, görüşme ilerledikçe şekil değiştiriyorsa…
Başvurduğunuz pozisyonun unvanı, kapsamı, seviyesi, çalışma modeli veya ücret koşulları süreç içinde değişebilir. Önemli olan değişikliğin açıkça anlatılmasıdır. Açıklama yerine rol sessizce başka bir şeye dönüşüyorsa durup yeniden değerlendirmek gerekir.

📌 Pozisyonun neden açıldığı söylenmiyorsa…
Yeni kurulmuş bir rol, ayrılan bir çalışanın yerine yapılan alım ve uzun süredir doldurulamayan bir pozisyon aynı hikayeyi anlatmaz. “Ekibimizi büyütüyoruz” cevabı da her zaman gerçek nedeni açıklamaz.

📌 Sizden büyük bir dönüşüm bekleniyor fakat karar alanınız konuşulmuyorsa…
Sonuç beklentisi yüksek; ekip, bütçe, yetki ve üst yönetim desteği belirsiz olabilir. Böyle bir rolde başarının yükü size, başarısızlığın nedenleri organizasyona ait kalabilir.

💣 Başarı yerine kişilik özellikleri tarif ediliyorsa…
“Çok dayanıklı”, “ellerini kirletmekten çekinmeyen”, “her koşulda çözüm üreten” biri aranıyorsa şu soruyu sormakta fayda var:
Bu kişiden hangi yapısal problemi kişisel çabasıyla taşıması bekleniyor?

📌 Her görüşmeci başka bir rol anlatıyorsa…

📌Önceki çalışanların tamamı problemli görünüyorsa…

📌Sorularınıza yer kalmıyorsa…

📌Süreçteki aksaklıklar tekrar ediyorsa…
Bir görüşme ertelenebilir. Bir e-posta gözden kaçabilir. Bir yönetici hazırlıksız yakalanabilir.

İptaller, sessizlikler, çelişkili bilgiler ve son dakika değişiklikleri tekrarlanıyorsa artık tekil bir aksaklıktan değil, bir çalışma biçiminden söz ediyor olabiliriz.


Tek bir soru işareti her zaman süreci bitirme nedeni değildir. Fakat soru işaretleri yan yana geldiğinde size rolün ilan metninde yazmayan kısmını gösterebilir. Lütfen görüşmelerde soru sormaya devam edin. Adayların da soru sorma hakları var:)

#işgörüşmesi #mülakat #işavı #kariyer

Kariyerin İkinci Yarısında Tek Seçenek Yeni Bir Kurumsal Rol mü?

Kariyerin ilk yıllarında ilerleme daha görünürdür.

Yeni mezun olarak işe başlanır, uzmanlık geliştirilir, sorumluluk alanı genişler, ekip yönetimi başlar ve unvanlar değişir. Her yeni görev, bir önceki rolün üzerine eklenen deneyim ve yetkiyle tarif edilir.

Satış alanında neredeyse her yıl ya da 2 yılda bir unvan değiştiren profesyoneller gördü bu gözler. Elbette farklı bölümlerde farklı unvan ve kademeler de işliyor.

Kariyerin ikinci yarısında bu hareket biraz daha karmaşık hale gelir.

Profesyonel artık ne yapabildiğini kanıtlamakla uğraşmaz. Yıllar boyunca farklı iş problemleri çözmüş, ekipler yönetmiş, krizlerden geçmiş, sistemler kurmuş ve organizasyonların değişim dönemlerinde sorumluluk almıştır. Uzman, kıdemli uzmana, süreç yöneticisi, ekip müdürüne, koordinatör direktöre dönüşebilir.

Bu kez soru “Daha ne kadar yükselebilirim?” ile sınırlı kalmaz.

“Bu birikimi bundan sonra nerede, nasıl ve hangi koşullarda kullanmak istiyorum?” sorusu öne çıkar.

Uzun yıllar kurumsal yaşamda çalışan birçok profesyonel, bir görevi sona erdiğinde doğrudan başka bir kurumsal rol aramaya başlar(kurumsal hayattan sıkılanları burada ayrı tutalım).

Önceki unvanına benzeyen ilanları inceler, aynı seviyedeki yöneticilere ve headhunter’lara ulaşır, CV’sini son görevine göre günceller.

Yeni bir kurumsal görev, kariyerin devamı için güçlü bir seçenek olabilir. Belki en uygun seçenek olduğu için belki de en tanıdık seçenek olduğu için de tercih ediliyor olabilir.

Kariyerin ikinci yarısı ne zaman başlar?

Kariyer, evrensel bir insan ihtiyacı değil, orta-üst sınıfın son yüzyılda inşa ettiği kültürel bir anlatıdır.

Profesyoneller bana çoğunlukla iş avı, CV güncellemek, LinkedIn profillerini güncellemek ya da mülakata hazırlanmak için geliyor.

Ama bunlar hiçbir zaman yaptığım işin kendisi olmadı.

Bir özgeçmiş hazırlamak, LinkedIn profilini yeniden yazmak veya kariyer geçişini planlamak; bunların hepsi görünürde farklı hizmetler gibi duruyor. Masanın diğer tarafından bakınca aynı probleme açılıyorlar.

Bir insan, belirsizlik arttığında nasıl daha iyi karar verir?

İş gücü piyasası uzun yıllar boyunca nispeten öngörülebilir bir yapıdaydı. Kurallar daha belirgindi. Kariyer yolları daha doğrusaldı. Bir şirkette uzun süre çalışmak, unvan basamaklarını sırayla çıkmak ve belirli bir planı takip etmek makul bir stratejiydi.

Bugün aynı şeyi söylemek giderek zorlaşıyor.

Şirketler değişiyor.
Teknolojiler değişiyor.
İş tanımları değişiyor.

Beklenti ve anlam değişiyor.

Kariyerin ikinci yarısını belirli bir yaşla başlatmak güç aslına bakarsanız.

Bazı profesyoneller bu döneme 40’lı yaşlarında girer. Bazıları 50’li yaşlarında hala yükselme, büyüme ve daha geniş sorumluluk alma isteği taşır. Kimi yöneticiler ise daha erken bir dönemde mevcut çalışma biçimlerinin sürdürülebilirliğini sorgulamaya başlar.

Bu geçiş çoğu zaman yaşla değil, soruların değişmesiyle görünür hale gelir:

  • Bir sonraki terfi gerçekten neyi değiştirecek?
  • Daha büyük bir organizasyonu yönetmek istiyor muyum?
  • Aynı tempoyu kaç yıl daha sürdürebilirim?
  • Birikimimi farklı bir sektöre taşıyabilir miyim?
  • Kurumsal görev dışında gelir ve etki alanı oluşturabilir miyim?
  • Yaptığım iş, yaşamak istediğim hayatla uyumlu mu?
  • Bundan sonra neyle tanınmak istiyorum?

Bu sorular ortaya çıktığında profesyonelin ihtiyacı her zaman yeni bir pozisyon bulmak olmayabilir. Önce mevcut kariyer modelini değerlendirmesi gerekir.

Neden ilk seçenek yine kurumsal yaşam oluyor?

Kurumsal görev, öngörülebilir bir yapı sunar.

Düzenli gelir, SGK primleri, yan haklar, ekip, bütçe, unvan, karar alanı ve kurumsal kaynaklar profesyonelin çalışma hayatını belirli bir çerçeve içinde sürdürmesini sağlar. Kişi hangi sorumlulukları taşıdığını, performansının nasıl ölçüleceğini ve organizasyon içindeki yerini bilir.

Kurumsal yaşam profesyonel kimliği de destekler. Şirketin adı, görev unvanı, yönetilen organizasyon ve temsil edilen marka kişinin piyasadaki görünürlüğünün bir parçasına dönüşür.

Uzun yıllar bu yapı içinde çalışan bir profesyonel için kurumsal görevden ayrılmak sadece iş değiştirmek anlamına gelmez. Düzenli gelirden, organizasyonel aidiyetten, karar yetkisinden, ekipten ve tanımlı bir kimlikten de ayrılmayı içerir.

Yeni bir kurumsal role yönelmenin bir kısmı, karar biliminde “mevcut durum eğilimi” olarak tanımlanan mekanizmayla da açıklanabilir. İnsanlar belirsizlik karşısında, koşullarından tam olarak memnun olmasalar bile tanıdıkları seçeneği yeni ve sonucu öngörülemeyen seçeneklere tercih edebilir.

Kurumsal yaşamın dili, ritmi ve başarı ölçütleri tanıdıktır. Danışmanlık, portföy kariyer veya bağımsız çalışma ise yeni davranışlar, ilişkiler ve gelir düzenleri gerektirir. Tanıdık modele dönme isteği bu nedenle her zaman onun daha uygun olduğunu göstermez; bazen belirsizlik maliyetinin daha düşük algılandığını gösterir.

Kurumsal kimliğin sağladığı görünmez destek

Uzun yıllar güçlü kurumlarda çalışan bir profesyonel, piyasada kendi adıyla birlikte şirketinin itibarı, unvanı ve temsil ettiği organizasyonel güçle de karşılık bulur.

Toplantıya girdiğinde arkasında bilinen bir marka, geniş bir ekip, bütçe ve karar yetkisi vardır. Telefonlarının ne kadarının kendisine, ne kadarının temsil ettiği kuruma açıldığını o görev devam ederken ayırt etmek kolay olmayabilir.

Kurumsal görev sona erdiğinde profesyonel ilk kez kendi adı, uzmanlığı ve ilişki ağıyla görünür olmak zorunda kalabilir. “Şu anda ne yapıyorsunuz?” sorusuna tek bir unvanla cevap verememek; danışmanlık, proje bazlı çalışma veya portföy kariyer gibi modelleri olduğundan daha belirsiz gösterebilir.

Bu durum sadece çalışma biçiminin değişmesiyle ilgili değildir. Profesyonel kimliğin artık şirket tarafından tanımlanmadığı yeni bir döneme geçilir.

Yeni bir kurumsal role dönme isteğinin içinde işin kendisi kadar tanımlı bir kimliği, statüyü ve kurumsal desteği koruma ihtiyacı da bulunabilir. Sağlıklı kariyer kararı, bu ihtiyacı küçümsemeden hangi kısmının gerçekten vazgeçilmez olduğunu anlamayı gerektirir.

Aynı rolün devamı mı, geçmişin tekrarı mı?

Kariyerin ikinci yarısında yeni bir kurumsal görev ararken temel risklerden biri, geçmişte başarılı olunan rolü başka bir şirkette aynı biçimde tekrar etmektir.

Yeni şirket, ekip ve sektör başlangıçta değişim hissi yaratabilir. Ancak görev aynı sorunları, aynı çalışma temposunu ve benzer organizasyonel sınırları taşıyorsa profesyonel bir süre sonra kendisini tanıdık bir döngünün içinde bulabilir.

Bu nedenle yeni rolün sunduğu değişim unvanın ötesinde incelenmelidir:

  • Karar alanı gerçekten genişliyor mu?
  • Çözülecek problemler yeni bir öğrenme alanı açıyor mu?
  • Organizasyonun beklentisi deneyimimle örtüşüyor mu?
  • Rol, uzmanlığımı kullanabileceğim bir etki alanı sunuyor mu?
  • Çalışma biçimi ve tempo sürdürülebilir mi?
  • Şirketin dönüşüm ihtiyacı ile benim motivasyonum birbirini destekliyor mu?
  • Bu görev üç yıl sonra beni nerede konumlandıracak?

Aynı unvan, iki farklı şirkette bütünüyle farklı bir kariyer deneyimi yaratabilir. Birinde profesyonel stratejik kararların merkezinde yer alırken diğerinde uygulama ve raporlama sorumluluğuna sıkışabilir. Çalışanın kendisi değil, şirketin kültürü, liderin tavrı, departmanın görece gücü de var, unutmayalım.

Bu nedenle görev adı kadar rolün gerçek kapsamını, karar yetkisini ve organizasyon içindeki ağırlığını anlamak gerekir.

Kıdem arttıkça seçenekler neden daralıyor?

Kariyer ilerledikçe profesyonelin deneyimi güçlenir; ancak doğrudan eşleşebileceği pozisyonların sayısı azalabilir.

Üst düzey görevlerin sayısı sınırlıdır. Şirketler bu roller için sektör deneyimi, ekip büyüklüğü, fonksiyonel kapsam, uluslararası sorumluluk, bütçe yönetimi ve kurum kültürü uyumu gibi birçok ölçütü aynı anda değerlendirebilir.

Profesyonelin ücret seviyesi, lokasyon tercihi ve çalışma modeli beklentileri de seçenekleri etkiler.

Bu daralma, kişinin değerinin azaldığı anlamına gelmez.

Piyasadaki uygun rol sayısı ile profesyonel kapasite aynı ölçü değildir.

Buna bir de “aşırı niteliklilik” algısı eklenebilir. Kıdemli bir profesyonel daha dar kapsamlı bir rolü bilinçli olarak tercih etse bile işveren, adayın kısa sürede tatminsizlik yaşayacağını, daha uygun bir fırsat bulduğunda ayrılacağını veya mevcut organizasyonel yapıya uyum sağlamakta zorlanacağını düşünebilir.

Böylece adayın esnekliği işveren tarafından her zaman bir avantaj olarak okunmaz. Daha az ekip yönetmek, daha sınırlı seyahat etmek veya operasyonel sorumluluğu azaltmak isteyen profesyonel; kendi tercihinden bağımsız biçimde “bu rol için fazla kıdemli” olarak değerlendirilebilir.

Bu algıyı yönetebilmek için profesyonelin neden daha dar kapsamlı bir görev istediğini, beklentilerini ve rolle kurduğu bağı açık biçimde anlatması gerekir.

Kıdemli profesyoneller uzun arama sürecini kişisel yetersizlik gibi yorumladıklarında daha fazla ilana başvurabilir, hedeflerini genişletebilir veya birbirinden kopuk pozisyonlara yönelebilir. Böylece deneyim güçlü olduğu halde pazar karşısındaki anlatı zayıflar.

Kıdem arttıkça daha çok başvuru yapmak yerine daha net bir kariyer tezi kurmak gerekir:

  • Hangi ölçekteki organizasyonlarda etkili olabiliyorum?
  • Hangi tür iş problemlerini çözmek için çağrılmalıyım?
  • Geçmiş başarılarım hangi gelecek rolleri için kanıt oluşturuyor?
  • Hangi sorumlulukları artık almak istemiyorum?
  • Hangi şirketlerin gündemi benim deneyimimle örtüşüyor?

Bu sorular, geniş bir iş aramasını hedefli bir pazar çalışmasına dönüştürür.

Kurumsal role dönme isteğinin kaynağı ne?

Yeni bir kurumsal görev aramadan önce bu isteğin kaynağını anlamak önemlidir.

Bazı profesyoneller insan, bütçe ve operasyon yönetmekten beslenir.

Büyük organizasyonlarda karar alma, sistem kurma ve uzun vadeli sonuç üretme isteği taşır.

Kurumsal liderlik onlar için doğal çalışma alanıdır.

Bazıları ise düzenli geliri, statüyü veya tanıdık çalışma düzenini kaybetmekten çekindiği için aynı modele yönelir. Bu durumda aranan şey görevin kendisinden çok sağladığı güvence olabilir.

Her iki durum da anlaşılır, dinliyoruz ama yargılamıyoruz. Ancak farklı kariyer kararları gerektirir.

Kurumsal yaşamı gerçekten isteyen bir profesyonel, hedef şirketlerini ve rollerini daha net seçebilir. Güvence ihtiyacı ağır basan bir profesyonel ise gelir modelini, geçiş süresini ve alternatif çalışma seçeneklerini ayrıca değerlendirebilir.

“Kurumsal hayata dönmek istiyorum” cümlesinin altında farklı ihtiyaçlar bulunabilir:

  • Yönetme ve karar alma isteği
  • Düzenli gelir ihtiyacı
  • Aidiyet ve ekip duygusu
  • Statü ve profesyonel kimlik
  • Kurumsal kaynaklarla büyük ölçekli etki yaratma
  • Bağımsız çalışmanın belirsizliğinden kaçınma
  • Başka çalışma modellerini yeterince tanımama

İhtiyaç netleştiğinde seçenekler daha gerçekçi biçimde değerlendirilebilir.

Kurumsal görev hala doğru seçenek olabilir

Kariyerin ikinci yarısında alternatif modelleri değerlendirmek, kurumsal yaşamdan uzaklaşma zorunluluğu yaratmaz.

Yeni bir kurumsal rol;

  • Daha geniş bir karar alanı sunuyorsa,
  • Profesyonelin uzmanlığıyla çözülebilecek önemli bir iş problemi taşıyorsa,
  • Yeni öğrenme ve gelişim alanı açıyorsa,
  • Gelir ve yaşam beklentileriyle uyumluysa,
  • Çalışma temposu sürdürülebilir görünüyorsa,
  • Profesyonelin uzun vadeli yönünü destekliyorsa

sonraki dönem için güçlü bir tercih olabilir.

Buradaki fark, yeni rolün otomatik bir devam adımı olarak değil, bilinçli bir kariyer kararı olarak seçilmesidir.

Köprüyü yakmadan geçiş evresi tasarlamak

Kariyer modelleri arasındaki geçiş her zaman tek bir karar gününde gerçekleşmez.

Kurumsal görev devam ederken ilişki ağını unvandan bağımsız biçimde geliştirmek, uzmanlığı görünür kılmak, sınırlı kapsamlı projelerle farklı çalışma modellerini tanımak ve finansal hazırlık yapmak iki dönem arasında daha güvenli bir köprü kurabilir.

Bir profesyonel birkaç yıl daha kurumsal görev üstlenirken danışmanlık alanını hazırlayabilir. Sektörel görünürlüğünü artırabilir, kurul yetkinliklerini geliştirebilir, eğitim verebilir veya uzmanlığını proje bazlı bir hizmete dönüştürmeye başlayabilir.

Herminia Ibarra’nın profesyonel kimlik geçişleri üzerine çalışmaları, yeni bir kariyer yönünün her zaman uzun bir iç değerlendirme sonunda bütünüyle netleşmediğini gösterir. Profesyoneller henüz kesinleşmemiş olası kimliklerini küçük deneylerle sınayabilir.

Sınırlı süreli bir proje üstlenmek,

farklı bir çalışma ortamına girmek,

yeni bir ilişki ağıyla temas kurmak,

mevcut uzmanlığını başka bir rolde kullanmayı denemek; kişiye yeni çalışma biçimini düşünmenin ötesinde deneyimleme fırsatı verir.

Böylece “Bu işi yapabilir miyim?” ve “Bu şekilde çalışmak istiyor muyum?” soruları varsayımlardan çok gerçek deneyim üzerinden cevaplanabilir. Evet, hepsi çaba, odaklanma, efor istiyor farkındayım.

Geçiş bu şekilde ani bir kopuş yerine aşamalı bir dönüşüm olarak kurulabilir.

Ancak aynı anda her role talip olmak pazar karşısındaki konumu karıştırır. Genel Müdürlük, danışmanlık, kurul üyeliği ve girişimcilik için kullanılan anlatılar aynı değildir. Bütün ilanlara hükmeden tek bir CV hazırlama isteğinizi anlayabiliyorum. Benim önerim bu olmayabilir.

Yeni kurumsal rol için gerçeklik testi

Bir sonraki adım olarak yeniden kurumsal bir görevi değerlendiriyorsanız şu sorular kararınızı sınamanıza yardımcı olabilir:

  1. Bu rolü gerçekten istiyor muyum, yoksa en iyi bildiğim çalışma biçimine mi dönüyorum?
  2. Yeni görev bana geçmişte sahip olduğum unvanı mı, gelecekte ihtiyaç duyduğum etki alanını mı sunuyor?
  3. Rolün gerçek karar yetkisi ve organizasyon içindeki ağırlığı nedir?
  4. Şirketin çözmek istediği problem benim deneyimimle örtüşüyor mu?
  5. Çalışma temposu, lokasyon ve seyahat düzeni sürdürülebilir mi?
  6. Bu görev uzmanlığımı derinleştirecek veya yeni bir alana taşıyacak mı?
  7. Üç yıl sonra bu rolün sonunda hangi seçeneklere sahip olacağım?
  8. Aynı gelir ve statü başka bir çalışma modeliyle sağlanabilse yine bu görevi ister miydim?

Kariyerin ikinci yarısı bir kapanış dönemi değildir

Kariyerin ikinci yarısı, geçmişte yapılanların korunmaya çalışıldığı bir dönem olmak zorunda değildir.

Bu dönem; birikimin daha seçici kullanıldığı, çalışma biçiminin yeniden değerlendirildiği ve başarı tanımının kişiye göre yeniden kurulduğu güçlü bir kariyer evresi olabilir.

Yeni bir kurumsal rol bu tasarımın önemli bir parçası olabilir. Danışmanlık, portföy kariyer, interim yöneticilik, proje bazlı liderlik, girişimcilik veya kurul rolleri de zaman içinde bu yapıya eklenebilir.

Karar, kurumsal yaşam hakkında verilecek genel bir yargıdan çıkmaz. Profesyonelin bir sonraki dönemde nasıl çalışmak, hangi sorumlulukları taşımak ve nasıl bir yaşam kurmak istediğine göre şekillenir.

Bu nedenle kariyerin ikinci yarısında sorulması gereken soru şu olabilir:

Yeni bir kurumsal rol mü arıyorum, yoksa deneyimimi kullanabileceğim yeni bir çalışma dönemi mi tasarlıyorum?


Yönetici Mülakatına Hazırlanmak için 10 Altın Kural

Kariyer ile ilgili sorulara devam edelim.

Merhaba. Eda Ben. Online Kariyer Koçunuz.

Birlikte çalıştığım danışanlar, iş görüşmesi için aday olan profesyoneller, hayatında ilk kez iş görüşmesine katılacak olanlar bana sıklıkla şu soruları soruyor: İş görüşmesine doğru hazırlanma yöntemi nedir, ne yapmalıyım, ne giymeliyim, nasıl davranmalıyım vb.

İşe alım yöntemleri biraz değişti ama çok değil. Birtakım testler, anketler, değerlendire merkezi uygulamaları kullanabiliyoruz. Hatta artık video görüşmeler, robotlara ön eleme yatırılan CV değerlendirme süreçlerimiz de var. Sonunda karar verici hala insan. Hala. İlgili birimin yöneticisi, departmanın yöneticisi, üst yönetimden birileri hala sizinle görüşme yapıyor. Tüm skorlar, kişilik envanterleri ve raporlar toparlandıktan sonra referans ve teklif sürecine girebilirsiniz. Bazı şirketlerde bu aşamalar daha sade olabilir.

Ancak ister dijital ister yüz yüze olsun, iş görüşmesi hedefinize ulaşmanız için önemlidir, hazırlanmak için aşağıdaki önerileri değerlendirebilirsiniz:

  1. Araştırma yapın: Şirket hakkında detaylı bilgi edinin, misyon, vizyon ve hedefleri hakkında bilgi sahibi olun. Şirketin kültürü ve değerleriyle uyumunuzu sergileyin. Liderlik, çatışma yönetimi, müşteri odaklılık, işbirliği yapma, ilham verme ve olumlu değişim yaratma yeteneğinizi vurgulayan anekdotları paylaşın(varsa, olmayan bir deneyimi uydurmanızı istemeyiz).
  2. Kendinizi tanıtın: Başarılarınızı, becerilerinizi ve deneyimlerinizi vurgulayın.Hala bir asansör konuşmanız yoksa kendinize bir tane hazırlayın. Bu bölüm 5-10 dakika arasında olabilir, 10 dakikayı aşmayabilir görüşmecinin soru listesinin olduğunu unutmayın.
  3. Soru-cevap hazırlığı yapın: Muhtemel soruları düşünün ve buna göre cevaplarınızı hazırlayın. Bunlar başarı ile sonuçlanan deneyimleriniz olabilir ya da sonucunda başarısızlık olan deneyimleriniz olabilir.
  4. Başarı örnekleri paylaşın: Somut örneklerle, başarılarınızı ve deneyimlerinizi destekleyin. Hangi sorunu çözdünüz, hangi yöntemi kullandınız, hangi araştırmalar, analizler, alternatif çözümler vb.
  5. Uygun kıyafet seçimi: Mülakatın yapılacağı sektöre ve şirket kültürüne uygun kıyafet seçimi yapın ya da şöyle söyleyelim sizi temsil eden, profesyonel hayattaki duruşunuzu yansıtan kıyafet seçimi yapın. 2000’li yılların ortalarında bir banka için işe alım yapıyordum ve aday görüşmeye file bluz ile gelmişti. Bankaların o zamanlar biraz daha sıkı bir kılık kıyafet yönetmeliği vardı. Dövmelerin gözükmesi bile ayrı sorundu.
  6. Liderlik ile ilgili bir role başvurduysanız eğer karşınıza hangi liderlik tipini sergilediğiniz, tercih ettiğiniz gibi sorular çıkabilir. Dönüştürücü, hizmetkar, katılımcı, bütünleştirici, koçvari veya yönlendirici, normatif stilde olabilirsiniz. Durumsal olarak nasıl kullandığınıza dair bir örnek paylaşmayı hatırlayın.
  7. İletişim becerilerinizi geliştirin: İyi bir iletişim kurmak için beden dilinizi ve ses tonunuzu dikkatlice kontrol edin. İşte bir mülakat pratiği: Gerçeklere dayalı bir konu hakkında bir sunum hazırlayın. Sunumunuzda kullanacağınız verileri ve bilgileri hazırlamak için zaman ayırın. Açık ve mantıklı bir şekilde ifade edebileceğiniz bir sunum hazırlamaya özen gösterin. Sunumunuzun içeriğini hazırlarken aşağıdaki adımları izleyin: Bu pozisyon sizin için neden uygun? Şirketin neden sizi seçmesi gerektiğini vurgulayın, kendinizi rakiplerinizden ayıran özelliklerinizi belirtin. Kim bilir belki bir gün bir iş görüşmesinde bu basit soruyu sorarlar.
  8. Özgüveninizi koruyun: Kendinize güvenin ve kararlılıkla hedefinize odaklanın.
  9. Referanslarınızı hazır edin: KVKK gereği artık CV’lerde referans adı soyadı, referansın iletişim bilgilerini eklemiyoruz. Sizde hazır bulunabilir, o aşamaya geldiğinizde referanslarınızdan da izin alarak paylaşabilirsiniz.
  10. Teşekkür edin: Mülakat sonunda teşekkür edin ve kapanış.

Yönetici düzeyindeki bir iş görüşmesi sadece sizin niteliklerinizi, yetkinliklerinizi kanıtlamakla ilgili olmadığını unutmayın.

Liderlik becerileriniz, potansiyeliniz, kurumsal kültüre uygunluğunuzu ve stratejik bakış açınızı da sergiliyorsunuz, bu kapıyı aralamak için bir fırsat. İçeri girmek için bu fırsatı kullanmayı istiyor musunuz?

Şirketin misyonunu, değerlerini, kültürünü, hakkındaki en son haberlerini, varsa sosyal sorumluluk projelerini, finansallarını ve sektör trendlerini derinlemesine inceleyin. Kuruluşun hedeflerini ve zorluklarını anlamak, yanıtlarınızı etkili bir şekilde uyarlamanıza yardımcı olabilir.

Neyi masaya getiriyorsunuz? Sizin benzersiz becerileriniz, farklı deneyimleriniz, öğrenilmiş dersleriniz ve başarılı olduğunuz konulardan bahsedin. Tüm temel becerileriniz için güvenilir ve hakkında konuşabileceğiniz küçük başarı hikayeleri anlatmak, sizin iş yapış biçiminize dair fikir verebilir. Somut örnekler varsa paylaşılmalı. Paylaşmazsanız bilemeyiz, zihin okuyamıyoruz. 2006 yılından bugüne binlerce iş görüşmesine değerlendirici olarak katılmış biri olarak söylüyorum. CV’de yazmadıysa bunu bilmemiz çok mümkün değil ya da sizinle çalışan biri sizi önermediyse, bilemeyiz. Zor.

Görüşmelerde STAR(Durum, Görev, Aksiyon, Sonuç) metodu yaygın kullanılan bir yöntemdir. Davranışsal sorular için hazırlıklı olun. Bir çatışmayı çözmeniz, liderlikle ilgili bir deneyim, stres yönetimi, ekibi geliştirme ile ilgili bir soru geldiğinde STAR’ı hatırlayın. Görüşme provası yapmak isterseniz randevu alabilirsiniz.

Ben ne sormalıyım?

Şirketin gelecek planları, karşılaşılan zorluklar, yönetilmesi gereken stres noktaları ve başarının nasıl ölçüleceği hakkında sorular hazırlayabilirsiniz. Görüşmeyi yapan yönetici ya da işe alım profesyoneli “Sorunuz var mı? Aklınıza takılan herhangi bir konu var mı?” gibi sorularla geldiğinde verebileceğiniz bir yanıt olabilir.

Kariyerinizde esenlikler, görüşmelerinizde başarılar diliyorum. Karşılaştığınız zorlukları biliyorum, benim başıma da gelmişti.

#kariyer #işgörüşmesi #10altınkural #kariyerplanlama #mülakatprovası #mülakatsoruları #kariyerdanışmanı #mülakatahazırlık #değerlendirmemerkezinehazırlık #kariyerkoçu #liderlik

Yeni bir işe mi başladın?

Oryantasyon ve onboarding, yeni çalışanların işlerine uyum sağlamalarına yardımcı olma süreçlerinde önemli rol oynar. İki kavram arasındaki farkları şu şekilde belirtebiliriz:

  • Oryantasyon: Oryantasyon, genellikle kısa süreli bir süreçtir ve yeni çalışanların iş yerini ve çalışma ortamını tanımalarına yardımcı olur. Bu süreçte genellikle işletme politikaları, temel iş yerindeki kurallar ve beklentiler hakkında bilgi verilir.
  • Onboarding: Onboarding ise daha kapsamlı bir süreçtir. Yeni çalışanların sadece iş yeri hakkında bilgi edinmelerine değil, aynı zamanda organizasyonun kültürünü, değerlerini, iş süreçlerini ve ekip dinamiklerini anlamalarına odaklanır. Onboarding süreci, çalışanın uzun vadeli başarısı için gerekli olan bilgi, beceri ve destek çerçevesini oluşturmayı amaçlar. Ve her iki konu da İK’nın alanına girer, diğer departmanlardan destek isteyebilirler.

Bu farklılıklar göz önüne alındığında, oryantasyon daha genel ve kısa süreli bir tanıtım niteliği taşırken, onboarding süreci daha derinlemesine ve uzun vadeli bir etkileşim sağlar. Bu nedenle, her iki sürecin de yeni çalışanların başarılı bir entegrasyonu için birlikte planlanması önemlidir.

Adaptasyon sürecinizden bahsediyorum. Şirketin teknik, temel konularına bir aşinalık durumu oluşması aslında. İlk hafta yeni insanlarla, organizasyon şeması ile, lokasyonlar, iletişim kanalları, kritik önem taşıyan konularla başlıyor. İş bilginiz, kalite algınız, müşteriyi ihtiyaçlarına odaklanmanız, iletişim farklılaştırmadaki gücünüzü keşfetmeleri için biraz zamana ihtiyacınız olacak.

Onboarding sürecinde takımınızla tanışmak için şu adımları izleyebilirsiniz:

  1. Bireysel Tanışma: Her bir takım üyesiyle bireysel olarak tanışın. Kısa bir sohbetle birlikte, iş geçmişi, ilgi alanları ve beklentileri hakkında bilgi alabilirsiniz.
  2. Ekip Toplantılarına Katılma: İlk toplantılarda aktif bir şekilde katılım gösterin. Sizi tanıtacak bir sunum yapabilir veya hedefleriniz hakkında bilgi verebilirsiniz.
  3. Mentorluk Programı: Eğer varsa, mentorluk programından faydalanarak daha deneyimli bir çalışanla iletişime geçerek ekip dinamikleri ve iş süreçleri hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
  4. Sosyal Etkinliklere Katılma: Takımınızın düzenlediği sosyal etkinliklere katılarak takımınızı daha samimi bir ortamda tanıyabilirsiniz.
  5. Günlük İletişim: Günlük çalışma sürecinde takımınızla sık sık iletişim halinde olun. Bu, hem işbirliği kültürünü benimsemenize yardımcı olacak hem de takımınızla daha yakın ilişkiler kurmanıza imkan sağlayacaktır.

Başladığınız yeni işle ilgili olarak aşağıdaki konular hakkında bilgi almak istiyorsunuz diyelim. Gideceğiniz yer İnsan Kaynakları Departmanı. Oryantasyon süreci önceden tanımlanmış, ilk gün deneyiminiz için hediye paketiniz, masanız-bilgisayarınız ve hatta buddy ataması yapılmış olabilir, bazı şirketlerde önden bir kılavuz gönderilir, hangi kat, hangi lokasyon, kullanılan araçlar vb. bilgilerin yer aldığı bu doküman sayesinde yolunuzu kaybetmiş hissetmezsiniz. O zaman işler daha kolay oluyor. Diyelim ki bunlar yok, o halde aşağıdaki başlıklar oryantasyon döneminizde size yardımcı olabilir.

  1. Şirket politikaları ve prosedürleri
  2. Eğitim ve gelişim fırsatları
  3. İş arkadaşları ve birimler arası iletişim
  4. Performans değerlendirmesi süreci
  5. İş yerindeki önemli kaynaklar ve sistemler

Oryantasyon haftası biraz kalabalık, yoğun, stresli, heyecanlı, macera dolu olabilir. Bir defasında kargoya gitmek için ofisten -7. kata inmek için çıkıp, otoparkların labirentinde kaybolmuştum. Ve bilin bakalım beni kim kurtardı? CEO. Bu olayla birlikte CEO ile yüzyüze tanışma fırsatı da bulmuştum, 15 yıl önceden bahsediyorum, siz bana bakmayın.

Onboarding sürecinde iletişimi yönetmek için İK’cılar ne yapabilir, aşağıdaki stratejileri uygulayabilirsiniz:

  1. Açık İletişim: Yeni çalışanları sürece dahil ederken, açık ve net iletişim kurmaya özen gösterin. Beklentileri, rol ve sorumlulukları net bir şekilde ifade edin.
  2. Sık İletişim: Yeni çalışanla sık sık iletişimde olun ve ilerleme hakkında geri bildirimde bulunun. Bu, uyum sürecinde her iki tarafın da memnuniyetini artırır.
  3. Mentorluk: Yeni çalışana bir mentor atayarak onların sürece daha kolay adapte olmalarını sağlayın. Mentorluk programları, bilgi paylaşımı ve destek açısından oldukça etkilidir(Buddy uygulaması da sıklıkla karşımıza çıkar, oryantasyon haftası ve ayı boyunca yeni çalışanın yanında organizaysondan bir kişi konumlandırılır).
  4. Duyarlılık: Yeni çalışanın ihtiyaçlarına anlayışla yaklaşın. Uyum sürecinde sorularını yanıtlayın ve gerektiğinde ekstra eğitim veya desteği sağlayın(Büyüklüğüne ve İK departmanının etkinliğine bağlı olarak uygulamaların değiştiğini görüyoruz, bazı şirketlerde oryantasyon eğitimleri gün boyu sürer, acil durum planları, satın alma süreçleri, kullanılacak programlar vb. konular detaylı şekilde aktarılır).
  5. Geribildirim: Yeni çalışanlardan sürekli geribildirim alın ve kısa aralıklarla performans ve uyumları hakkında değerlendirmeler yapın. Bu, gerekli düzeltmelerin zamanında yapılmasını sağlar(2. ayın sonunda İK çalışanlarla birebir görüşme organize edebilir).

Bu stratejileri uygulayarak, yeni çalışanların işe adapte olmalarını destekleyebilir ve verimliliklerini artırabilirsiniz. VR gözlüklerle yapılan oryantasyon toplantıları, otelde yapılan oryantasyonlar, yerini pandemi sonrası bilgisayar başında olan oryantasyon programlarına bırakmış olabilir. Ama durmak yok, işinizde ilk gününüz başladı.

BU İŞ YERİNDE YENİYİM, ÖĞRENİYORUM.

Ve her şeyi bilmeniz mümkün değil, “bilmiyorum” diyerek başlayabilirsiniz. Sonrası gelecek, her seferinde bir adım atacaksınız,

Anlamadığınızda söyleyin,

Bazı şeyleri unutmanız normal, not alın, yazın, çizin, hatırlatıcı kullanın, kendi yolunuzu bulmak zaman alır,

Kısaltmaların ne anlama geldiğini sorun,

Hata yapabilirsiniz,

Bazı günleriniz sakin geçebilir,

Konuşmak, gülmek ve şaka yapmak için gürültülü günleriniz olabilir,

Kulaklığınızı takıp, odaklanabilirsiniz,

Konsantre olmak için başka bir yerde çalışabilirsiniz,

Çok meşgul olduğunuzda ‘şu anda cevap vermem mümkün değil’ deyin,

Toplantılarda yeni bir bakış açısı sunmayı deneyin,

Başkalarının çalışmaları hakkında geri bildirimde bulunun,

Çalışmanız hakkında geri bildirim isteyin,

E-postalarınızı mesai saatleri dışında kontrol etmeyin

Kendinizi hasta hissettiğinizde evde kalın,

Rahat olmadığınız şeylere meydan okuyun.

Hepimizin ilk iş günü oldu hatta bazılarımızın daha çok.

Kariyerinizde esenlikler dilerim. Birlikte çalışmak isteyenler iletişim formunu doldurarak ulaşabilir.

#welcomeonboard #kariyergeçişi #kariyerdanışmanı #kariyerkoçu #kariyermiti #kariyerplanlama #oryantasyon #onboarding

Yapay Zeka ile CV Yazmanın Artıları ve Eksileri

Merhaba.

Ben Eda. 

Kariyer Danışmanınız. 

CV hazırlarken yapay zekadan faydalanmak istiyorsunuz değil mi? Durmayın. Deneyin. Çıktıları kontrol etmeyi hatırlayın. 

Özgeçmişler, iş arayanlar için bir pazarlama aracı görevi görüyor, adayların deneyimlerini, başarılarını, kariyerlerindeki kilometre taşlarını yaratıcı bir şekilde kullanıcıya sunmalıdır aslında. Yapay zeka tarafından oluşturulan özgeçmiş, sizin iş piyasasındaki rekabette öne çıkmanızı sağlayacak yaratıcılığı sınırlayabilir. Ama zaman kazandırır, hızlı bir şekilde CV oluşturabilirsiniz, yazar tıkanıklığı durumu yaşıyorsanız yol gösterici olabilir, 

Yapay zeka ile CV hazırlarken dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar birkaçını paylaşıyorum, aklınıza gelen yeni bir şey olursa lütfen benimle paylaşın. 

  1. Anahtar Kelimeler: Yapay zeka genellikle belirli anahtar kelimeleri arar, bu nedenle ilanla ilgili önemli kelimeleri kullanmaya özen gösterin.
  2. Netlik: Bilgilerinizi net ve anlaşılır bir şekilde sunun. Karmaşık cümleler veya fazla detaylar, yapay zeka tarafından doğru bir şekilde işlenemeyebilir.
  3. Uygun Biçimlendirme: CV’nizi uygun başlıklar, bullet point’ler ve liste şeklinde düzenleyerek, yapay zekanın kolayca okuyabilmesini sağlayın.
  4. Doğruluk: Bilgilerinizin doğru ve güncel olduğundan emin olun. Yapay zeka, tutarsızlık veya hatalı bilgileri tespit edebilir.
  5. Kısa ve Öz: İlgili ve önemli bilgileri vurgulayarak, CV’nizi mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışın. 6 sayfalık bir CV’ye ihtiyacınız yok, karşınızdaki işe alımcının ilk değerlendirmesi için 7 saniyesinin olduğunu söylüyor araştırmalar. 

Bu ipuçlarına dikkat ederek, yapay zeka ile hazırladığınız CV’nin etkili bir şekilde taranmasını ve değerlendirilmesini sağlayabilirsiniz. Ve henüz bitmedi. Yapay zeka ile CV hazırlarken karşılaşılabilecek bazı zorluklar şunlar olabilir:

Anahtar Kelime Uyumu: Yapay zeka sistemleri belirli anahtar kelimeleri tarar(ATS uyumlu CV ifadesini görmüş olabilirsiniz daha önce)ve eşleşme bulmaya dayalı olarak adayları elemeye alır. Bu nedenle, uygun anahtar kelimeleri belirlemekte zorlanabilirsiniz.

İş İlanının İstenenleriyle Uyum: İlan metninde belirtilen önemli kriterleri karşılayan bir CV oluşturmak önemlidir. Yapay zeka, ilanla ilgili anahtar kelimeleri ve kriterleri doğru bir şekilde tespit etmekte zorlanabilir. İnsani bir dokunuş şart. 🙂

Doğru Format: Yapay zeka tarafından okunabilirliği artırmak için CV’nizi uygun başlıklar, sıralı listeler ve net bir şekilde düzenlemek gereklidir. Bu formatlama zor olabilir, kullanılan şablonları değerlendirirken deneyiminiz, unvanınız, profesyonel duruşunuzu göz önünde bulundurmayı unutmayın. 

Detay Dengesi: Bilgiyi doğru ve kapsamlı bir şekilde sunarken, aşırı detay eklememeye çalışmak önemlidir. Yapay zeka sistemleri, gereksiz detaylarla dolu CV’leri anlamlandırmakta zorlanabilir.

Bunlara ek olarak;

Sosyal Becerilere dair eksik değerlendirme, CV’nizde teknik yetkinliklerin yanında sosyal alanda, aktarılabilir olan yetkinlikler ve becerilerin olması avantajlı bir durumdur. AI bunu değerlendirme geride kalabilir(şimdilik). 

Sınırlı bir anlayış, bağlamdan kopukluk, bireyin deneyimi ve başarılarının bağlamını tam olarak anlama yeteneğinden yoksun olabilir, henüz öğrenme aşamasında biliyorsunuz. O nedenle başarılarınızı tam olarak aktarıldığından emin olun. 

Hata ve yanlış ifade kullanımı olabilir, yapay zekanın çıktısını tekrar ve tekrar okuyun, değerlendirin. Beyanınız önemli. 

Genel bir içerik oluşturma nedeni ile içeriğin büyük ihtimalle kişiselleştirmeden yoksun olması muhtemeldir. Bireyin benzersiz deneyimlerini ve niteliklerini etkili bir şekilde vurgulamada başarısız olabilir. Tüm bunları aktarmak için zaman ve çaba harcamanız gerekebilir, hatta bir koç ya da danışmanla çalışanlarınız olacaktır. 

Özgünlük sorunu, veri toplayarak birbirine benzeyen yapılarda CV çıktıları üretebilir. İşe alma yöneticileri özgünlüğe ve kişiselleştirilmiş bir yaklaşıma değer verir. İşi gücü bırakıp adayın seçtiği kelimeleri didikleniyoruz elbette, şablonlarınız kadar kendinizi ne kadar anlattığınız önemli. Çünkü sizin kariyer hikayenizi en iyi sizin anlatabileceğinizi düşünmek isteriz. Bu nedenle başka birinin özgeçmişini yansıtan bir özgeçmişe sahip olmak adayın öne çıkma şansını azaltabilir.

Ayrıca, yapay zeka tarafından oluşturulan içeriği tespit eden araçları da kullanabilirler değerlendiriciler, işin bir de bu kısmı var. 

Kolay gelsin.

Kariyer Tavsiyeleri

Merhaba, 

Ben Eda. Kariyer Koçunuz. 

Bir kariyer uzmanı olduğum için sıklıkla sorular gelmekte, medium üzerinden bir seriye başlıyorum. Kariyer Tavsiyeleri sizlerle. Yorumlarınız olursa ne mutlu.

İş görüşmesi olumsuz sonuçlandı. Ne yapayım?

İş görüşmesi sonrasında olumsuz geri dönüş aldıysanız, endişelenmenize gerek yok. İşte bu durumu olumlu bir şekilde ele almanıza yardımcı olabilecek bazı adımlar:

  1. Geri Bildirim İsteyin: Görüşme yaptığınız kişiden, neden olumsuz bir yanıt aldığınız konusunda geri bildirim isteyin. Bu, hangi alanlarda gelişebileceğinizi anlamanızda size yardımcı olabilir. 

2. Deneyimlerinizi Gözden Geçirin: Görüşme sürecini gözden geçirerek, hangi konularda gelişme alanınız olduğunuzu belirleyin ve bu konularda kendinizi geliştirmek için adımlar atın. Enerjim nasıldı? Motivasyonumu yansıtabildim mi? İşin benim deneyimleri ile uyuşan kısımları için örnek paylaşabildim mi?

3. Diğer İmkanları Değerlendirin: Olumsuz geri bildirim almak, sizi hedeflediğiniz işe doğru bir adım daha yaklaştırabilir. Bu süreci fırsata çevirerek, diğer iş olanaklarını da değerlendirebilirsiniz. İlgilendiğin pozisyonları listeleyin, sektör tercihiniz ne?

4. Motivasyonunuzu Koruyun: Olumsuz geri dönüşler, herkesin başına gelebilir. Bu durumda motivasyonunuzu kaybetmeden, kendinize olan güveninizi koruyarak yeni fırsatlar arayın, iyi olduğum yanlar ne, neyi daha başarılı yapabiliyorum, hangi konularda ilgiliyim?

Unutmayın, başarısızlık deneyimleri, kişisel ve profesyonel gelişiminiz için fırsatlar barındırabilir. Umutsuzluğa kapılmak yerine, bu deneyimi bir öğrenme fırsatı olarak görün ya da görmeyin. Belki de şu anda bu öğrenme fırsatı doğru zamanda size ulaşmamış olabilir. 

Kovuldum. Peki. Şimdi Ne Olacak?

İşten çıkarmaların birçok sebebi olabilir, işten çıkarılmanın da.

İşten çıkarmalar, şirketlerin küçülmesi veya birleşmesi, global enflasyon, iflas, resesyon, daralma, ekonomik erime gibi çalışanın kontrolü dışındaki nedenlerden dolayı meydana gelebilir. Kariyerimin ilk yıllarında büyük bir banka, başka bir büyük banka ile birleşmişti. Danışmanlık verdiğimiz şirketlerin yapıları biz içerisinde çalışırken ya da kendi şirketimizin ofisinde çalışırken değişebiliyor. Bu da yeni duruma uyum sağlama, adaptasyon becerinizin gelişmesine olanak sağlayan bir durum aslında. Organizasyonun yeniden yapılanması nedeniyle önce toplu çıkarmalar sonra da işe alımlar başladı.

Yakın zamandan örnekler vermek isterim. 2023 yılı ilk yarısında toplu işten çıkartma salgını baş gösterdi.

Meta 11.000 çalışanını, Alphabet 12.000 çalışanını, Microsoft 17.000, Amazon 18.000 çalışanını işten çıkarttı. Gözler Apple’a çevrildiğinde Apple’ın pandemi döneminde işe alım sayısını arttırmamış olması gönderilen kişi sayısını da etkilemedi. Amazon ise 2020-2021 yılları arasında 800.000 işe aldığını açıkladı, 18K personelin çıkarılmasına rağmen şirketin toplam nüfusu 1.9 milyon çalışandan oluşuyor.

Türkiye’de 2023 yılında yaşanan layoff süreci, birçok şirketin ekonomik zorluklar nedeniyle çalışanlarını işten çıkarmasına yol açtı. Bu durumun birden çok etkene bağlı olduğunu söyleyebiliriz.

Bazı şirketler, küçülme, daralma ve ekonomik durgunluk gibi nedenlerle iş gücünü azaltmak durumunda kaldılar. Bu dönemde, işverenler yarı zamanlı veya tam zamanlı olarak çalışanlarını işten çıkardılar. İşten çıkarma kararları bazen performans düşüklüğü, beklentilerin karşılanmaması veya organizasyonun yeniden yapılandırılması gibi sebeplerle de alınmış olabilir.

Pandemi sürecinin de etkisiyle farklı sektörlerde(teknoloji, alışveriş, teslimat-lojistik vb.) yer alan birçok şirket faaliyetlerini sınırlamak veya kapatmak zorunda kaldı. Bu da işten çıkarmaların sayısını artırdı. 2023 yılında Türkiye’deki birçok şirketin toplu işten çıkarma sürecine girdiği bilinmektedir. Yakın zamanda gerçekleşen bir toplu işten çıkartma online dağıtım şirketi olan Getir 2.500 çalışanını işten çıkarttı.

AFP’nin haberine göre Getir Fransa’dan çekilecek ve İtalya, İspanya ve Portekiz’deki operasyonları yavaşlayacak. Getir’in aralarında Türkiye, İngiltere, Almanya ve Hollanda’nın da bulunduğu dokuz aylık yapının %11’ini işten çıkarılacak kullanıcılar oluşuyor.

  • Yeni bir iş ararken, iş piyasasındaki fırsatları değerlendirirken Fesih sebebinizi nasıl açıklayacağınızı belirlemek işvereninizden beklentilerinizi ve bundan sonra ne yapabileceğinizi belirlemenize yardımcı olabilir. Herhangi bir madde kullanımı, hırsızlık, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranması çalışanın kariyeri bakımından sıkıntı yaratan konular.
  • Hepimizin duyduğu ve çoğumuzun bildiği SGK İşten Ayrılış Bildirgesi çıkış kodu 25. Pandemi öncesinde de kullanılırdı, Pandemi döneminde çirkin bir şekilde kullanıldığı da oldu. Haksız yere çalışanlarının çıkış kodunu 25 ya da 46 giren işverenler sosyal medya platformalarında bolca konuşuldu.
  • Bir diğer nokta performansı ile çalışanın işten çıkarılması. Performansınızın beklenen altında olması, eğitim, koçluk vb. uygulamalar sonrasında da istenen düzeye ulaşmaması da işten çıkarma nedeni kullanılabilir.

İŞ AVINA ÇIKMA ZAMANI–NASIL İŞ BULURUM?

Bir iş arayışına çıkmak heyecan verici bir süreçtir. İş avına çıkmak için aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz:

  • Özgeçmişinizi Güncelleyin: İş arayışına çıkmadan önce özgeçmişinizi güncelleyin ve önemli bilgileri ekleyin. Deneyimlerinizi, becerilerinizi ve eğitim geçmişinizi vurgulayın. Sosyal platformalardaki varlığınız değerli, mesela Linkedin profilinizin sizi temsil ettiğinden emin olun.
  • Araştırma Yapın: İş arama sürecine başlamadan önce hedeflediğiniz sektör ve şirketler hakkında araştırma yapın. Hangi şirketlerin size uygun olduğunu ve hangi iş ilanlarının ilginizi çektiğini belirleyin. Herhangi bir arama motoru size yardımcı olacaktır. Ticaret odaları, kariyer platformları, sektörünüz ya da mesleğiniz ile ilgili odalar ve grupları inceleyin.
  • İş İlanlarını İnceleyin: İş arama sitelerinde ve şirket web sitelerinde yayınlanan iş ilanlarını düzenli olarak takip edin. İlginizi çeken pozisyonları ve şirketleri belirleyin.
  • Başvuru Hazırlığı Yapın: İş ilanlarına başvurmadan önce kapsamlı bir başvuru hazırlığı yapın. Özgeçmişinizi ve isterseniz önyazınızı gözden geçirin, referans mektupları toplayın ve gerekirse portfolyonuzu düzenleyin.
  • Kendinizi İfade Edin: İş başvurularında kendinizi etkili bir şekilde ifade edin. Özgeçmişiniz ve önyazınızda becerilerinizi ve deneyimlerinizi vurgulayın. Başvuru sürecinde dürüst ve motive edici olun.
  • Mülakat Tekniklerine Hazırlanın: İş görüşmelerine çağrıldığınızda, mülakat tekniklerine hazırlıklı olun. Önceden mevcut soruları araştırın, deneyimlerinizi anlatırken örnekler kullanın ve kendinizi güvenle ifade edin. Yetkinlik Bazlı Mülakat, Star Tekniği, Panel Mülakat uygulamalarını google’da arayabilirsiniz. Veya bir kariyer danışmanı ile çalışın.
  • Takip Edin: İş görüşmelerinden sonra takip e-postaları göndermek işverenlere ilginizi ve profesyonel yaklaşımınızı gösterir. Başvurularınızın durumunu düzenli olarak takip edin. En iyisi görüşmede süreç hakkında bilgi istemek olabilir.

İş arama süreci zaman alabilir, ancak odaklı, sabırlı ve kararlı kaldığınız sürece başarıya ulaşma şansınız yüksektir. Siz de iş avınıza çıkın ve yeni bir kariyer fırsatını yakalayın!

KARİYER DÖNEMECİ

Basit bir yöntemle bir kağıda mevcut durumun artılarını ve eksilerini yazabilirsiniz.

Kariyerinizin bu bölümünde, bir yol ayrımında olabilir misiniz? Seçenekler neler?

Yeni işinizde ne olmasını istiyorsunuz? Hayaliniz var mı? Daha esnek bir iş yaşamı hayal edebiliyor musunuz?

İş görüşmesi yaptığınızda bu gibi zorlu durumları açıklamakla karşı karşıya kalacaksınız. Size “Neden, niye, nasıl ile başlayan sorular gelebilir, hatta yargılayıcı bakış açısına sahip görüşmecilerle karşılabilirsiniz.

Bu durum için öneriler genelde;

  • Gerçeği paylaşın, ŞİRKET KÜÇÜLMEYE GİTTİ cümlesi durumu özetleyen bir ifade,
  • Pozitif bir iletişim dili kullanın, işin sonlanması zor ve stresli bir durum, iletişim becerinizin gücünden faydalanın,
  • Bu durumdan ne öğrendiğinizin altını çizin,
  • Deneyiminiz hakkında yanıltıcı bilgi paylaşmayın,
  • İş arkadaşlarınız ve yöneticilerinizi kötülemeyin,

ekseninde oluyor.

Bu süreçte işten çıkarılan kişilere önerim, pozitif bir iletişim dili kullanmaları ve gerçeği paylaşmaktan çekinmemeleridir. İş görüşmelerinde bu durumu açıklarken, ne öğrendiklerini, nasıl büyüdüklerini ve deneyimlerini olumlu bir şekilde vurgulamaları önemlidir. Bulunduğunuz süre içerisinde şirkete yaptığınız katkılar, başarılar, yaşadığınız dönüm noktalarınızı sosyal medya profillerinize ve CV’nize eklediğinizden emin olun.

Unutmayın, bir yol ayrımında olmak normaldir ve yeni bir iş ararken hayallerinizi, isteklerinizi ve esnek bir iş yaşamını hedefleyebilirsiniz.

Sizlere bol şans diliyorum ve yeni işinizde istediğiniz başarıyı elde etmenizi diliyorum. Bugün bir adım atsaydınız ilk hangisi öne çıkardı?

CV’nizin sizi yansıtmadığınızı düşünüyorsanız aşağıdaki sayfayı incelemek isteyebilirsiniz ya da Linkedin Optimizasyonu için veya mülakat provası. Siz seçin lütfen.

Harika Bir İş Bulmak İsteyenler İçin İş Arama Stratejileri

İş mi arıyorsunuz? İstifa, işten çıkarılma, sözleşme bitimi, yeni kadro açılmaması, mobbing, tükenmişlik, küçülmeye giden şirketler nedeniyle işsiz kalmak mümkün. Bir yandan kendimizi gerçekleştirmeye çalışıyor, diğer yandan iş-yaşam dengesini sağlamaya çalışıyoruz. Peki sizde durum nasıl? Kariyerinizde yeni bir adım atacağınız, iş arayışınızın aktif olduğu bir dönem mi?

Ücret nedeni ile yeni fırsatlara açık olduğunuz bir dönemde misiniz? LinkedIn’e göre, iş değiştirmek için aldığınız ortalama ücret artışı% 15.4, ülkemiz şartlarına bakıldığında ücret araştırmalarına göre 2. yarıyıl için %35-45 arasında iyileştirmeler yapıldı ve kimse memnun değil.

1 Temmuz 2023 itibariyle asgari ücret brüt 13.414,50 TL. Özel sektöre dair ücretler ile ilgili kariyer portallarından, forumlardan bilgi alabilirsiniz. Mesela son dönemde İK Yöneticisi pozisyonu için ücret aralığı 40-65K net arasında değişiklik gösteriyor, her sektörün dinamiğinin farklılık gösterdiğini ve ücret paketlerinin kıdeme, kullandıkları metodolojiye göre yukarı yönlü bir seyir izleyebileceğini paylaşmak isterim. Sorumluluk, yetki, esnek çalışma modeli, kariyer yolu, lokal ya da küresel çapta faaliyet göstermesi şirket ücret paketini&yan hakları etkiliyor.

İş değiştirme motivasyonlarından biri ücret, kimi zaman kariyerinde bir tıkanma hissi, kimi zaman yöneticiden memnuniyetsizlik, kimi zaman patron, şirket kültürü, konjonktür, marka gibi nedenlerle iş değiştiriyoruz. Ben proje sonlanması nedeni ile genelde iş değiştirdim, proje bazlı çalışmanın güzelliğinin burada olduğunu söyleyebilirim. Belirli bir dönem tanımlı işlere odaklanıp, ufka doğru yol almak gibisi yok.

Neler yapabiliriz?

  • Mevcut durum ile başlayalım, beyaz yakalının nereye giderse gitsin ihtiyacı olacak olan bir özgeçmiş ve son işinde yer aldığı güncel haline ihtiyacınız olacak. Gelişmeler, iş dünyasındaki son trendler için bir koç/danışman yardımı almanız mümkün. Bloglara da bakmanızı tavsiye ederim. Kendini yazılı ve sözlü çok iyi ifade eden öne geçebilir, kamu tarafında sınav sonrası mülakat zorunluluğu kalktığı için değerlendirme dışı tutalım. Profesyonel bir CV hazırlarken 2 sayfayı geçmemesine dikkat edin.

  • CV’nizi hazırladıktan sonra iş aramaya başlayacaksınız, bu noktada sektör, pozisyon, unvan ayrımına gidebilirsiniz. Lütfen 400 tane başvuru yapmayın, odaklanmanızı zorlaştırabilir.

  • Dijital dünyadaki varlığını ve ayak izinize bakın, sizi aramak isteyen İK profesyoneli nereden bulsun? Linkedin, instagram, threads, kariyer.net vb.

  • Başvurunuzu şirket özelinde uyarlayın, kapak yazısı iyi fikir olabilir, CV’niz size hizmet ediyor mu, eleştirel gözle bir bakın. Kendiniz karar veremiyorsanız bir iş arkadaşınıza, profesyonel bir yöneticiye, organizasyon dışından birilerine sorabilirsiniz, yardım istemekten çekinmeyin. Dikkat edeceğiniz nokta çalışırken mevcut yöneticinizden yardım isteme olabilir, sizce bu doğru bir karar mı?

  • Son dönemin popüler kavramları upskill-reskill, yeni beceriler edinmeye çalışın, robotlar işimizi henüz elimizden almadı yine de öğrenmenin sonu yok. Upskill mevcut becerilerin gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda bir üst seviyeye çıkarılması şeklinde özetlenebilir. Reskill ise mevcut iş sürecini ilerletebilmek adına yeni beceriler öğrenme süreci diyebiliriz. Coursera, Udemy, Domestika gibi platformlar, uzaktan ya da yerinde eğitim programları bize yardımcı olabilir.
Photo by Matheus Bertelli on Pexels.com
  • Network, network, network… Linkedin’de her yeni bağlantınıza CV göndermeyi bırakın, iş hayatınızda sadece fayda üzerine kurulu ilişkiler inşa edin demiyorum, nezaketi elden bırakmayalım. Bağlantılar bizi istediğimiz yere götürmeye yardımcı olabilir, alma-verme dengesini gözetelim. Networking ile ilgili çok sayıda blog yazısı, makale ve kitap mevcut, bununla ilgili gruplar bile var, sabahları erken saatlerde buluşabiliyorlar, zoom/teams üzerinden bir araya gelebiliyorlar. Networkümüz ulaşabileceğimiz kişi sayısını ve alanı genişletmeye yardımcı olacaktır.
  • Linkedin üzerinden mesaj kutuma birçok CV ulaşıyor, bununla ilgili olarak bir not: KVKK gereği iş ilanlarına bireyin bizzat kendisinin başvuru yapması gerekmektedir. Bundan yaklaşık 20 yıl önce çeşitli gruplarda CV paylaşıyorduk, bunu artık yapmıyoruz. İş avcısı(yani siz, kahramanımız) firmaların web siteleri ya da kariyer platformları üzerinden başvuru yaparak ilerliyor. Hatta bazı şirketlerde başvuruyu ATS üzerinden değerlendirilmesi mümkün, CV’niz bir robot tarafından değerlendiriliyor, ya görüşme daveti alıyorsunuz ya da olumsuz cevap.

  • Mesleki birlikler, organizasyonlar, gruplara katılın. Bir yandan kendinizi gerçekleştirme fırsatını değerlendirirken hem yeni insanlar tanıma hem de kendinizi profesyonel olarak dünyaya anlatma şansını yakalayabilirsiniz. Mesela, kariyerine insan kaynakları alanında devam eden bir profesyonel Peryön’e üye olabilir, SHRM, MCT, HR Dergi, Employer Branding vb. İK temalı zirvelerini takip edebilir ya da eğitimlere katılabilir(Koçluk-ICF), sertifikalar alabilir.

  • Yakın ve uzak geleceği düşünün, ne yapmak istiyorsunuz, neleri seviyorsunuz, alternatif neler yapabilirsiniz? Mutlu olacağınız işi yapın konusuna hiç girmiyorum, mutluluğun sürekli olduğunu düşünenlerden değilim. Hayat böyle çünkü biz böyleyiz ve her bireyin kariyeri kendine özgü.

Bir kariyer danışmanı ile çalışın. Headhunter çalışması genelde şirketler üzerinden adaya doğru oluyor, koçluk ya da danışmanlıkta ise birebir çalışarak kariyer haritanızı çıkartma, mülakat provaları, değerlendirme merkezine hazırlık, CV kritiği, linkedin optimizasyonu çalışmaları yapabilir, iş avına çıkarken “daha güçlü bir CV nasıl oluşturulur, hangi roller benim için daha uygun” sorusunun cevabını bulabilirsiniz.

İçerisinde bulunduğumuz hafta içerisinde ManpowerGroup 2023 Üçüncü Çeyrek İstihdama Genel Bakış Araştırması yayınlandı, belirsizliklerin işe alım üzerindeki etkisi azalıyor, geçen yıl son çeyrek rakamlarına bakıldığında ise %4 artış söz konusu. Türkiye’de en yüksek istihdam beklentisi olan sektörler Finans&Gayrımenkul, Lojistik, Sağlık Hizmetleri olarak sıralanmış. 3. çeyrek için istihdamda bir artış gözlemleyeceğiz gibi, sonbaharda işe alım eforu artabilir, işe alım projeleri çoğalabilir, ilan sayılarında değişiklik gelebilir.

Birlikte çalışmak isteyenler mesaj kutusunu yeşillendirebilir ya da mail gönderebilir. Haftanın bir günü sizler için rezerve.

İyi bir kariyer yolculuğu dilerim.

Nerede O Adaylar?

İşe alım sürecinin herhangi bir aşamasında adaylar bizi yalnız bırakabiliyor. Süreçten çekiliyor, görüşme hiç yaşanmamış gibi davranabiliyor(*kırık kalp burada). Neden?

  • Kendi zamanlarına saygılı olunmadığını düşündükleri için
  • İşe alım süreci çok uzadığı için
  • Ücret paketi beklentinin altında kaldığı için

Sisteme CV yükleme, minimum bilgilendirmeye rağmen görüşmeye katılma yüce gönüllülüğü göstermiş ve zamanı değerli olan aday;

Size göre gerekli olan, mutlaka tamamlanması gereken testlere girmeyi kabul ediyor.

Defalarca tekrarlanan takvim güncellemeleri, işe alımcının uygunluğu olsa, yöneticinin olmadığı zamanlar nedeniyle işler çıkmaza giriyor.

İş teklifleri 2 yıl sonra geliyor mesela.

Aday ilgili yöneticinin süreç ile ilgili bilgi vermemesi nedeni ile süreçten kopabiliyor. Bana daha sürecin bilgisini vermeyen yönetici birlikte çalıştığımızda neler yapmaz? gibi bir düşünce oluşuyor zihinlerde. Olasılık dahilinde, geri bildirim kültürünün çok güçlü olmadığı bu coğrafya için makul bir kaygı diyebiliriz.

Mülakat sonrası yapılan sanal kontrol, forum, sözlük, kariyer blogları, twitter araştırmaları sonucunda okuduğu negatif yorumlar nedeni ile, ek olarak eski çalışan yorumları ile ufkunda ötesine geçerek kayboluyor.

Bu anlatılanlar bizi marka elçisi olmaya, aday deneyiminin yetenek kazanımındaki kritik rolüne getiriyor. İşveren Markası ile ilgili atılan adımlar, zayıf aday deneyimi problemini çözmeye yetmiyor.

Thrive Map isimli değerlendirme sağlayıcı firmanın araştırmasına göre adayların(Kuzey Amerika’da yapılmış araştırma) %47’si işe alım öncesinde yapılan değerlendirme merkezi uygulamalarından hoşlanmıyor. Türkiye’den bir kaynağa ulaşırsanız lütfen beni de haberdar edin:)

Saygı duyulan, yüksek kaliteli aday deneyimi yaratmak için misyon, vizyon, kültür, repütasyon gücünden faydalanmak itici güç. Daha fazla pozitif deneyim sağladığınızda daha fazla aday şirketinize referans olacaktır.

Çalışanlar pozitif deneyimi paylaştıkça adaylar daha fazla pozisyona başvuru yapacak, markanın ürünlerini ya da hizmetlerini kullanmayı tercih edeceklerdir/edebilirler.

2007 yılında 7 kez adaya dokunulan iş görüşme süreçleri, sınav, bölge görüşmesi, panel görüşme, 8. derece yönetici görüşmeleri yapılırdı. Süreçleri sadeleştirmek, adayı ve İK’cıyı yormadan da işe alım yapabilmek aradan geçen zamanda mümkün olmalıydı. Adayı şimdi dil testine alalım, haftaya genel yetenek testi ve sonrasında kişilik envanteri yaparız, bir de üzerine değerlendirme merkezi uygularsak şahane olur. Sonra Türkiye’nin şehirlerini alfabetik olarak tersten saysın.

Aday hala hayattaysa ve sizi bloklamamışsa belki referans kontrolü ve sonrasında ücret teklifi aşamasına geçer, hatta şanslıysanız ücret pazarlığı bile yapabilirsiniz??

Belki de adaya kimse farklı bir iş teklifi ile gitmemiştir.

Bitti.