İş Arkadaşlarınıza “İyi misin?” Diye Sormanın 20 Alternatif Yolu

Mental hastalıklarla ilgili farkındalık yaratmak için Mayıs ayı seçilmiş.

Birçok kişi, belki siz, belki ailenizden biri ya da iş arkadaşınız bu durumla mücadele ediyor.

Görmesek de duymasak da onların mücadeleleri gerçek.

Her işareti okuyamayabiliriz, ruh halinde ya da fiziksel halinde farklılık inceden ve yavaş şekilde gelebildiği gibi, aniden de olabilirdi.

İşyerinde nazik ve aynı zamanda şefkatli olabiliriz. Küçük bir adım atarak anlamlı farklar yaratabiliriz. Diğerleri ile etkileşimlerinizde inisiyatif alarak daha sağlıklı bir iş ortamı oluşmasına katkıda bulunabiliriz. Başlamak için;

İyi misin?

İyi misiniz?

  • Bugün nasılsın? Sohbet etmek istediğin bir şey var mı? Senin için buradayım.
  • Nasıl hissediyorsun?
  • Seni heyecanlandıran veya endişelendiren yeni ne var?
  • Son zamanlarda aklınızdan neler geçiyor?
  • Şu anda seni desteklemek için yapabileceğim bir şey var mı?
  • Bir araya gelip kahve içmeye ve birbirinizi daha iyi tanımaya vaktin var mı?
  • Şu anda iş ve yaşam zorluklarını nasıl yönetiyorsun?
  • Mevcut iş yükü ile nasıl başa çıkıyorsun?
  • İşle ilgili stres yaratan nedir?
  • Kişisel yaşamınızda işinizi etkileyebilecek şeyler var mı? ya da tam tersi? Anlatmak ister misin?
  • Bu yıl/ay/hafta senin için şu ana kadar nasıl gidiyor?
  • Bu hafta için planların neler? Sohbet etmek için biraz zaman planlamak ister misin?
  • Konuşmak ister misin?
  • Senin için endişeleniyorum, seni rahatsız eden bir şey var mı ve ben sana yardım edebilirim? Bu soruları sorarken yargılayıcı bir tavırdan uzak durmak, etkin şekilde dinleyip soruları doğru tonda yöneltmek önemli diye düşünüyorum.
  • Konuşmak istediğiniz biri var mı?
  • İşler nasıl gidiyor?
  • Aklınızdan ne geçiyor?
  • Son zamanlarda kendine nasıl bakıyorsunuz?
  • Konuşmak istediğiniz bir şey var mı?
  • Strese veya kaygıya neden olan şeyler var mı?

2020’de Geride Bırakılacaklar

2020’ye az kaldı, hazır yılı bitiriyorken bazı davranışları tekrarlamak, kendimize yük etmek, sürekli yorulmak yerine yeni bir şeyler denemeye ne dersiniz? Hem iş hem de sosyal hayatımızı etkileyecek davranış değişikliklerini ajandalarımıza not olarak ekleyelim mi? Belki üzerinde biraz çalışırız, ben sol elle yazı yazarak ve eliminasyon diyeti/beslenme şeklini hayatıma sokarak başlıyorum.

  • Erteleme konusu gündemimizde olsun, erteledikçe dağlar gibi birikecek konular, başlangıç noktası uzaklaşacak, olay ufkunda kaybolacak, yeni yılda biraz daha atılgan olmak ister miydiniz?
  • 2020 yılında kendimizi başkaları ile kıyaslamayı bırakabiliriz, kendi gücünüzün ve gerçeklerinizin farkına vardığınız bir yıl olsun.
  • İç eleştirmenin susmaması, kendini yargılama azalsın şefkat konusunda kendimize daha cömert davranalım.
  • Olumsuz tavırları saklama, devam ettirme dürtüsünden kurtulduğunuz bir yıl olsun, kendinizi pozitife odaklanan insanlarla çevreleyin, yardıma ihtiyacınız varsa talep edin, bilmelerini sağlayın, olumlu bir zihin halinde kalmaya çabalayın.
  • Negatif inançları geride bırakabiliriz hemen, şimdi bunun için çabalayalım, inançlara sıkı sıkı tutunmak rahat hissettirebilir. Başka türlü olsa nasıl olurdu?
  • Sağlıksız rutinleriniz, sağlığınıza faydası olmayan alışkanlıkları da geride bırakabilirsiniz, uzun vadede sizi rahat ettirecek şeyleri hayatınızda tutun.
  • Onaylanma ve doğrulanma ihtiyacına dair duyulan açlıktan vazgeçebilirsiniz 2019’da, biraz daha inisiyatif alma yılı olsun 2020.
  • Kalabalıkların peşinden gitme ve orijinallikten uzak davranışları da dengelemek faydalı olabilir, güçlü yanlarımız gölgede kalan alanlara dönüşebilir. Anı yaşamaya bakın.

Renklerin içinde geçireceğimiz bir hafta sonu olsun.

Ekiplerin 5 Temel Aksaklığı

Agile/çevik/atik süreçlerine odaklandığımız şu günlerde aksaklıkları ortadan gidermek için neyi daha iyi yapabiliriz diye düşünüyoruz. Büyük ekiplerle, farklı bölümlerden iç müşterilerle çalışırken kendi önceliklerimize odaklanmak stres yaratabiliyor.

Patrick Lencioni Ekiplerin 5 Temel Aksaklığı isimli kitabında bu durumu bir piramitle açıklamış. Maddeler halinde paylaşırsam eğer:

  1. Güven Eksikliği
  2. Çatışma Korkusu
  3. Bağlılık Eksikliği
  4. Hesap Sorulabilirlikten Kaçınma
  5. Sonuçları Dikkate Almama

Birbirine güvenmeyen ekip üyelerinin sağlıklı bir çatışma ortamı oluşturma ve çatışmayı yönetmeden kaçınması beraberinde organizasyona olan bağlılık eksikliğini besler diyor. Kararları benimsiyor gibi görünüp, bağlılık konusunda zayıf kalabilirler.

Ekip üyelerinin kendi bireysel gereksinimlerini önde tutma ya da kendi bölümlerinin hedeflerini ekibin ortak hedefinden önde tutma eğilimi gösterebilirler. Değerlendirme Merkezi uygulamalarında sıkça karşılaşılan senaryo ya da yetkinlik sorularındandır aslında. Benzer bir olay yaşadıysanız, stresi yönetmek durumunda kaldıysanız davranış göstergesi olarak sunabilirsiniz, masanın diğer tarafındaki İK profesyonelleri/danışmanlar bu konudaki deneyiminizi bilmek isteyecektir.

Ekibin bunları yaşamadığı daha rahat bir evrende ise olaylar şu şekilde gelişiyor:

Ekip üyeleri birbirine güveniyor, çatışmaya-sansürsüz çatışmaya girebiliyor, kararlara ve eylem planlarına bağlı kalma eğilimindeler, planları hayata geçirme konusunda birbirlerini takip edip, süreç hakkında hesap sorabiliyorlar, ortak hedefleri sonuçlandırma konusunda da odaklarını koruyorlar.

Bunların yanında kendi zaaflarının ve yanlışlarının farkında olan ekip üyeleri yardım ister, başkalarının deneyimlerini takdir eder ve bunlardan faydalanır, olumsuz karara varmadan önce karşısındakine savunma hakkı tanır, bilgi ve yardım önerme konusunda risk alır.

Bu gibi durumları çözmek için, koçluk, mentorluk, kişisel geçmiş çalışması, 360 derece geri bildirim, kişilik ve davranış tercihi profilleri belirleme, ekip etkinliğine yönelik çalışmalar yapılabilir. Bu noktada liderin rolünün çok önem taşıdığını da belirtmek gerek.

Bitti.

Not: Kitabı okumak isterseniz; Optimist Yayınları/ Bir Liderlik Öyküsü alt başlığı ile yayınlanmış.

Denge

Denge, ekonomide equilibrium’dan, zen’de yin-yang’a, fizikte bir cisme etki eden kuvvetlerin bileşkesinin ve herhangi bir noktaya göre momentlerinin toplamının sıfır olması haline, insanoğlunda zihinsel ve duygusal uyuma adını veren.

Denge halinde bulunan bir cismin ivmesi de sıfırdır. Dışarıdan herhangi bir kuvvet etki etmediği müddetçe cisim denge halini bozmaz.

Son dönemin belki de en güncel, en popüler konularından da biri aynı zamanda, iş-sosyal hayat dengesi. Bunun sağlanması, sürdürülmesi ve mutlu bir hayat.

Stres, motivasyon kaybı, umutsuzluk, sürekli acı çekilmesi, mobbing iş hayatını olumsuz etkileyen unsurlar. Ve bir de depresyon konusu, Türkiye’de nüfusun %20’sinde görüldüğü bilinmektedir. Nedenlerine gelince;

Yaşam süresinin uzaması,
Yeni ilaçların piyasaya çıkması,
Bir çok yeni hastalığın tanımlanması(daha önceki dönemlere bakıldığında teşhis konulan hastlalık sayısında da bir artış sözkonusu),
Şehir hayatının getirdiği konfor alanı ve yalnızlaşma,
İnsan ömrünün uzaması gibi nedenler depresyon oranındaki artışa etki etmekte.

Ne kadar dış dünyadan çekilirsek depresyon riski o derece artıyor, dış dünyadan beklentinin azalması, beklentilerin gerçekleşmeyeceği inancı, kişiyi daha umutsuz bir ruh haline itmekte, duyduğu acı ile baş etmesini daha da zor hale getirmektedir.

Acıdan daha önemli olanın, acı çekmeye değer bir hayat yaşayabilmek olduğu, düşünce biçimini değiştirerek sıkıntıların üstesinden gelinebileceği unutulmamalı, bu noktada bir profesyonel destek alınabilir.

Arkada bir eser, imza bırakabilmek ön plana çıkıyor. Hayatınızda acı olduğu kadar sevginin de yer alması, bu durumu kabullenmek, ağrı ya da empati eşiklerinin kişiden kişiye farklılık göstereceğini göz önünde bulundurmak ve daha esnek olmak, sosyal çevrenizi genişletmeniz, yeni hobiler edinmeniz, kısa ve uzun vadeli hedefler tanımlamanız, sevebileceğiniz bir işte görev almanız kısacası hayatınıza yeni anlamlar katmanız ve yüklemeniz bu süreci daha rahat atlamada yardımcı olabilir.

Dolayısıyla iş nedeni ile yaşanan stresi sosyal hayata yansıtmak ya da tam tersi durumla baş etmek daha kolay olabilir diye düşünüyorum.